dibe battığında inci almadan çıkma -fikriyat
Alıntı
Dibe battığında inci almadan çıkma! #fikriyat
Duygu ve Düşünce
Reklam
YAŞANMAYA DEĞER HAYATIN YOLU...
(...) Dinin aslı pencere açmaktır. Pencere açmak ise hayatı, dünyanın gerçekliği, zamanın icapları ve mekânın gerekleri içinde ilmik ilmik işleyerek Müslümanı kâfir karşısında güçsüz, zevksiz, neşesiz kılmadan ama ahlâk, amel ve âdâbın rükn-ü aslîlerinden de taviz vermeden yaşatacak anlayış ve muhataplığın yolunu aramaktır. -Melikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
EDİLLE-İ ŞERİYYEDEN ALIP İLHÂMI...
(...) Din gerçekliğin içinden, kalbinden seslenir âleme. İçtihad, edille-i şer’iyyeden alıp ilhâmı asrın idrâkine hakikati söyletme sanatı ise -ki öyledir-, bu tam da izah etmeye çalıştığımız husustur. Bu noktada o meşhur misâli, “Muaz b. Cebel hadîsi” olarak bilinen hadîs ve hâdiseyi hatırlamamız faydalı olacaktır. Zîra Allah Resûlü (s.a.v.) tam da bu ölçüler arası muvazeneyi Hz. Muaz’dan (r.a.) işitmiş ve mezkûr cevabı işittiğinde rabbine hamd ü senâ etmişti. Zîra -mâlûm olduğu üzere- onun cevabında da edille-i şer’iyyeden alınan ilhamın ânın icaplarına nakşedileceği ölçüsü sarahaten beyân edilmişti. -Melikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
YENİLİKLER ve ZITLIKLAR ARASINDA AKAN HAYAT...
(...) Cenâb-ı Hak “her ân yeni bir yaratmada”, hayat da her dem yenilikler ve zıtlıklar içinde akmaktadır. Yaşamı ânın penceresinden değil de tarihteki pencerelerden temaşada ısrar edenler, baktıkları yerde asla şimdiyi göremezler. Fakat şimdiyi görmek yalnızca ânın penceresine odaklanıp asla ve usûle yâni evvelki pencerelere vâkıf olmayanlar da nereye ve nasıl bakmaları gerektiğinden bîhaber oldukları için şimdiyi görseler dahi onu imâr ve inşâ edemez ancak ona tâbi oluverirler. Bu ise; algı ile yaşam arasında kapanmaz bir makas, dinmez bir yorgunluk, istismara açık bir arayış ve marjinalleşmeye mecbur bir icraat dünyası demektir. -Melikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
ÂNIN FIKHI-ANLAYIŞI...
(...) Zaman, keşf-i kadimden ilham alıp, bu ilhamı ânın hususiyetlerini idrak ederek onun içine nakşedebilenlerin muvaffak olduğu bir akıştır. Din idrâkı tam da bu muvazene üzerinde durduğu müddetçe müstakim ve müferrih bir kıvam kazanabilir. Nitekim tarihte daima öyle olmuştur. Zira tarihin her safhası kendine özgü keyfiyetlerle mukayyettir. Bir vakit, başka bir vakte benzeşebilir ama asla onun birebir aynı olmaz, olamaz. Bir hâdise başka bir hâdiseye ışık tutabilir ama zaman nehrinde yol alırken artık o ışığa bakılan pencere asla aynı kalamaz. Her hâdisenin ve her hâlin penceresi, ânın fıkhına/anlayışına rabtolmuştur. -Melikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
Reklam
Reklam