Aslında o sadece kendinden kaçıyor. Kendi güvenliğine dönmeyi erteleyip kalbini ihmal ettiği için üstünü kapattığı bütün sıkıntılar en kritik zamanlarda gün yüzüne çıkıyor. Yaşadığı ilk zorlu imtihanda ayakta kalmasını sağlayacak gücü bulamayıp manevi ve ruhsal bir çöküş yaşıyor. 
İçimizdeki hastalıkların bizi Allah’tan uzaklaştırdığını ve hayata anlamsız yaşamamıza sebep olduğunu fark ediyoruz. Hepimizin kendine dair hayal kırıklıklarını anlamaya ihtiyacı var.
•Ameller ayakta duran suretler ve heykeller gibidir. Ruhları içlerinde bulunan ihlas sırrının varlığıdır.
İhlas, kalbi sadece Allah’ ın ibadetine ayırmaktır. Sır, ihlasın en güzelidir. O da kul gücüne ve yeteneklerine dayanmaktan arınarak, sadece teslimiyetten ibarettir.
-Vârid olan hallerin çeşitlenmesine göre amellerin cinsleri de çeşitlenir.
Kalbe gelen hallere göre, beden de organlarıyla çeşitli amellerle meşgul olur. Öyle ise zahirin ameli, batının ameline tabidir.
Hülasa, varlık aleminde çeşitli yarış meydanları vardır. Bu meydanlarda kimi takvayı, kimi zühdü, kimi sevgiyi, kimi barışı, kimi zikri, kime fikri, kimi cömertliği koşturarak meydanın ser menziline/varış çizgisine kavuşur. Oraya kavuşan bir kimse de, huzur ve neşeyle dolar, nimete ve iç açılışa/inbisat kavuşur. Ey kardeş! Eğer sen menzile varamazsan meydanın bir yerinde kalırsın, halin sıkıntılı, sonun korkunç olur.