Her Temas İz Bırakır ile tanıştığımız Başkomiser Behzat Ç.'nin, kızı Berna'nın ölümü sonrası iyice dibe vurduğu, suskunluğun ve melankolinin en koyu tonlarına boyandığı bir geri dönüş hikayesi. İlk kitabın bıraktığı ağır travmanın etkisiyle, Behzat Ç. bu romanda derin bir suskunluğu tercih ediyor. Ağzını bıçak açmayan başkomiser, tüm duygularını ve emirlerini ekibine el işaretleriyle, anlamlı çehre ifadeleriyle ve her zamanki dellenmeleriyle aktarıyor. Ağızdan çıkan küfürler yerine, o yorgun çehresindeki tek bir kas hareketi, benim için binlerce kelimeye bedeldi. Bu bilinçli suskunluk, karakterin içindeki fırtınayı ve çaresizliği ustaca yansıtarak romana çarpıcı bir psikolojik derinlik katıyor.
Bu romanda "hafriyat" metaforu, yalnızca Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bitmek bilmeyen yol, köprü ve kablo çalışmalarını değil, aynı zamanda Behzat Ç.'nin paramparça olmuş ruhunda açılan derin çukurları ve cinayet büronun kazmak zorunda kaldığı toplumsal enkazı temsil ediyor.
Romanın merkezinde, kendine "Red Kit" adını veren, kurbanlarını gömüp polise ihbar eden, sıra dışı bir seri katil var. Bu katil, zekası ve polisle olan tuhaf meselesiyle Behzat Ç.'nin karşısına, yalnızca bir suçlu değil, aynı zamanda sistemden ve adaletten umudu kesmiş öteki Behzat Ç.'nin yansıması olarak çıkıyor. İkisinin arasındaki o görünmez bağ, romana gerilimli bir derinlik katıyor.