Hikayemiz tek bir hikaye.Bütün romanlar,bütün şiirler,içimizdeki hiç bitmeyen iyi-kötü çekişmesi temeli üzerine kuruludur.Ayrıca bana öyle geliyor ki,kötülük hiç durmadan yeniden canlanıyor;oysa iyilik,erdem ölümsüzdür.Kötülüğün hep yeni,taptaze bir çehresi vardır,oysa erdem dünyadaki her şeyden köklü ve saygındır.
Hayır, “gerçek bir kötü” derken,içinde iyi olan ne varsa inkar etmiş ve yaşarken cesede dönmüş biri demek istiyorum.Çünkü asıl kötüler herkesten nefret ederler,bu kesin,ama özellikle de kendilerinden nefret ederler.Birisi kendinden nefret ettiğinde bunu hissetmez misiniz siz? Bu onu yaşarken öldürür;kendi olmanın bulantısını hissetmemek için kötü duygularını olduğu kadar iyi duygularını da uyuşturur.
‘Pazartesi hep en sevdiğim gün olmuştur.Yeniden başlama fırsatıdır.Geçmiş hatalarınızın tamamen silinmediği ama yalnızca tozunuzun kaldığı yeni bir sayfadır.’