Artık şaşırabileceğimiz bir şeyin kalmadığını sandıkça, insana dair bir başka hıyaneti görüp, yaşama küsmeye yeltendik. Ama gördük ki küsmemiz evrenin umurunda bile degil, çaresizce dogrulup, hayal kırıklıklarımızı yerden toplayıp, elimizde kalan parçalarla büyümeye yöneldik.
Henüz sönmemiş bir közü karıştırırken avuçlarımız, gözlerimiz yanıyordu.
Kaçacak bir yerimiz de yoktu üstelik.
Bir yağmuru tutulmuş, sırılsıklam olmuştuk.