Ne yapacağını bilemeden odanın ortasında dikilirken, yatağın başucundaki küçük sehpanın üzerinde duran sigara paketini gördü. Hiç düşünmeden pakete yöneldi. Aceleyle bir sigara çıkardı; dudağının kenarına yerleştirirken ellerinin titrediğini fark etti. O anda kafasının içinde uçuşan düşüncelerden, odanın ortasında böyle çaresizce dikilmesinden, ellerinin titremesinden nefret ettiğini fark etti. Sanki bütün bunların nedeniymiş gibi dudaklarındaki sigarayı sehpanın üzerine fırlattı. Ona gereken sigara değildi. Kendini toparlamalıydı, eğer paniklerse sorumluluğunu yürüttüğü bu ilk kazı fiyaskoyla sonuçlanacaktı.
Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın va karıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen yeryüzünün en onursuz erkeği.
Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyü- yen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefillerin en rezili. Ben Kral Pisiris'in danışmanı, Hitit sarayının başyazmanı, büyük meclis Panku'nun değerli üyesi, ben soyluların en soysuzu Patasana.
Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, "Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır," yazılan saray başyazmanı Patasana.
"Antik kentin yok oluş tarihini anlattığını sanıyoruz. Kentin tarihiyle birlikte kendi kişisel tarihini de anlatıyor. 'Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım,' diye başlıyor ilk tablet."
-Ne var? N'oluyor?
Güldük. Kıkır kıkır değil kahkahalarla.
- Kolunun altındaki kitapları gördük kardeşim. Bugünlerde kitap taşıyan birini görmek gerçekten göz yaşartıcı ...
Paula yavaşca kocasını elinden tutup pencereye götürdü: Dışarda ne yaptığını bilmeyen, kafası karışmış bir insanlığın bizzat kendisinin yarattığı acının dokunamadığı sonsuz bir dünya vardı ve Ferdinand için ışıldıyordu sonsuz gökyüzünün altındaki sonsuz yıldızlar. Ferdinand başını gökyüzüne kaldırdı, yeryüzünde insanoğlu için kendi yasasının dışında bir yasa olmadığını ve hiçbir şeyin birine bağlı olmak kadar insanı hayata bağlamadığını hissetti. Dudaklarının yakınında karısının mutlu soluğunu duyuyordu, bazen ikisinin bedeni de birbirlerini hissetmenin mutluluğuyla titriyordu. Fakat susuyorlardı: İkisinin de yüreği sözlerin karışıklığından, insanların yasalarından kurtulmuş sonsuz özgürlüğün içinde uçuyordu.