Atatürk'e gelinceye kadar da aklımızı başımıza toplayıp bir çıkış yolu aramamışızdır. Her şeyi kaderciliğe bağlamış ve "Tanrı'nın dediği olur" diyerek teselli bulmaya çalışmış ve "Şeriatın özü'ne dönmek ve Kur'an'ı aynen izlemekle" her şeyin düzeleceğini sanmışızdır.