" Flashback tuşu yok mu ? "
Duygu ve Düşünce
World of Warcarft Kitapları Okuma Sırası
Tıpkı J. R. R. Tolkien kitaplarında olduğu gibi, Warcraft'ta da yeni başlayanların kafasının karışması çok normal. Onlarca roman, çizgi roman ve kısa öykü var. Ben de bir Warcraft tutkunu olarak, olayları oluş sırasına (kronolojik) göre takip etmeyi sevenler için kapsamlı bir rehber hazırlamak istedim. İster sıkı bir oyuncu olun ister sadece iyi bir fantastik kurgu okuru, bu okuma sırası size Azeroth’un kapılarını sonuna kadar açacaktır. bu evrenin tek bir yazarı olmadığını, her kitabın anlatım tarzının farklı olduğunu unutmayın. Bir de çoğu kitap Türkçe'ye çevrilmediği için hepsini bulup okumak biraz zor olabilir. Kısa hikaye ve çizgi romanları da listeye ekledim, hikaye bütünlüğü açısından okumak isteyenler olabilir. Bunların da çoğu Blizzard tarafından ücretsiz olarak online yayınlandı. Erişmek çok zor olmayacaktır. Hikayeye dalmadan önce "Ben önce bu dünyanın tarihini, yaradılışını bir ansiklopedi tadında öğreneyim" derseniz, Chronicle serisine bakabilirsiniz. Bunlar roman değil, Azeroth’un tarih kitaplarıdır: World of Warcraft Chronicle: Volume 1 : Evrenin yaradılışından Karanlık Portal’ın açılmasından 45 yıl öncesine kadar. World of Warcraft Chronicle: Volume 2 : Draenor’un kökenlerinden İkinci Savaş'ın sonuna kadar. World of Warcraft Chronicle: Volume 3 : İkinci Savaş’ın sonrasından Cataclysm (Deathwing’in yenilgisi) dönemine kadar. World of Warcraft Chronicle Volume 4: Mists of Pandaria’dan Shadowlands paketine kadar olan güncel yakın tarih. Bu liste de şimdiye kadar çıkmış tüm roman, çizgi roman ve kısa hikayelerin olayların oluş sırasına göre sıralanmış hali. Bazı kitaplar flashback'ler nedeniyle farklı zaman dilimlerinde geçtiği için olabildiğince en uygun sıraya koydum. İsteyen kitapları çıkış sırayıla okusun isteyen aradan merak ettiği kitapları okusun, çok da önemli değil. Lakin ben bir kronolojik sıra bağımlısı olduğum için bu sırayı tercih
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bazı problemlerden dolayı bir türlü serisini alamadığım kitaplar
Selamlar! Bazı problemlerden dolayı yarım bıraktığım ve bir şans daha vermek istediğim kitaplar hakkında konuşmak istiyorum. Bazı kitaplara ya ısınamadım ya okumakta zorlandım ya ilk kitabını çok sevdiğim halde seriye bir türlü elim gitmiyor ya ilk kitabı baştan savma okudum diğerlerini ondan okuyamadım. Bir sürü var böyle. ilk kitaptan veya kitaplardan nefret ettiğim için kasıtlı olarak yarım bıraktığım seriler de oldu ne yazık ki. İlk aklıma gelen Bir Kibritle Yok Olmak , asker kurguları okumak istediğim için almıştım. Kitaba 6/10 vermiştim pek sevememiştim açıkçası ama bazı konulardan da çok sevmiştim Çok çorba düşüncelere sahibim bu kitap hakkında. Talia ve Ulu'nun çocukluğunu okumak güzeldi. Ama ilk kitabın en büyük problemi kitabın yarısının sadece flashbacklere ayrılmış olmasıydı. Tabi flashbackler de önemli ama çok fazla üst üste flashback vardı. Bir türlü günümüze gelemedi kitap. İlk 100 130 sayfa komple flashbacke ayrılmıştı. Bir zaman sonra insanı valla sıkıyor bi de flashbackler de kısa değildi. Yazım dili de biraz hitap etmedi diyebilirim. Tamamen öznel bir şey konuşmaya gerek yok. Kitapta Talia'nın Makedonya'ya geri dönmesi ve beyninin yıkanması muhabbeti hoşuma gitmişti. Tam olarak hatırlamıyorum ama Talia Makedonya'ya kaçırılmıştı dayısı tarafından herhalde çok uzun bir süre önce okudum kitabı. Ve bu dayısı kızımızın beynini fena yıkamıştı. Ve Ulu'nun Balkan Kızı'nı Türkiye'ye geri getirmekle görevlendirilmesi güzeldi. İkinci kitabını alacağım bir gün ama bir türlü elim gitmiyor nedense. Ve serinin sonundan da kocaman bir spoiler yemiştim maalesef. İkincisi Oyuncak Müzesi , Oyuncak Müzesi'nin konusu çok güzeldi. 7/10 verdiğim bir kitaptı. Geçmişinden dolayı kasabayı kan gölüne çevirip, öldürdüğü cesetlerin yanına birer oyuncak koyan bir katilin cinayetlerini nasıl
1000Kitap
[14.BÖLÜM]: Kestane Ağacı Metaforu Mahabbarata Miti Axis Mundi Kavramı Kestane ağacı, yavaş yavaş büyür ama yüzyıllarca yaşar. Ağaç, varoluşun tüm zamansal döngüsünü kendinde tutar. Kökleriyle yeraltına, gövdesiyle yeryüzüne, dallarıyla göğe uzanır. Anadolu’nun köylerinde köy ahalisinin toplandığı ortak etkinlik alanlarının, köy meydanlarının, kıraathanelerin yaşlı bir çınar ağacının tam da dibinde olması, çok da tesadüf değildir herhalde. Onun gölgesinin altından kimler, ne hayatlar gelip geçmiştir; o ağaç nelere, şahitlik etmiştir yıllar boyunca, kimbilir. . . Dalları, insan dünyasının ve olayların akışını simgeler ve dalları büyüdükçe yanlara doğru genişler, başını yukarı – geleceğe - doğru uzatır. Bir yanı (dalları) yanlara doğru yayılıp giderken başı yukarıya yükselir, alt kısmı (kökleri) toprağın diplerine doğru iner. Yukarı-aşağı-sağa-sola; her yöne doğru genişler, hacimlenir. Kendi dahil etrafındaki tüm dışsal unsurlar değişse de bir tek ağacın yeri değişmez, çünkü kökleri toprağı sıkıca kavramıştır, ağacı ağaç yapan kökleridir; şayet o kökler yerinden kopartılırsa ağaç, artık ağaç olmaktan çıkar. Aidiyetsiz ve köksüz bir nesne haline gelen ağaç, çürüyüp yok olur gider, geriye ardından esen bir kuru yel kalır. Eminim ki, her okur Macondo’nun kestane ağacı metaforuna kendi hayatının bir döneminde bir yerlerde mutlaka rastlamıştır. Bizim de bir zamanlar bir ağacımız vardı. Apartmanımızın ön bahçesinde zemin kattaki evimizin balkonunun tam da dibindeydi. Etrafı ince beton bir setle çevrilmiş toprak alan içinde tek başına duran sıska gövdeli bir ağaçtı: Malta Eriği Ağacı idi. Annem ve babam evlenip ilk kez taşındıklarından beri hep oradaymış, önce ağabeyim üç sene sonra ben beş sene sonra da kızkardeşim doğdu. Hepimizin
Edebiyat
" herşeyin güzel olduğu zamanlar flashback yapabilir miyiz ? "
Duygu ve Düşünce
Flashback
Flaşlar çakıyordu gözlerin bana doğru. Saklanamadım sadece sana. Dudaklarının kenarında seyiren o acımanı gördüğüm an öldüm
Şiir