Kadınların zihinlerini geliştirerek onları güçlendirirseniz, kör itaatin de sonu gelecektir; ama iktidar her zaman kör itaat aradığından tiranlarla hazcılar kadınları karanlıkta bırakmaya çalışırken doğru şeyi yapmaktadırlar.
Ne de olsa tiranlar köleler ister, hazcılarsa oyuncaklar.
Doğadan bile kudretli kabul edilen bir cemiyet: Tırpanlar Cemiyeti.
Bu cemiyete bir ölüm getiren ilan edilmek adına dahil edilerek yarışmaya tabii tutulacak iki genci okuyoruz fakat kazanan, aynı zamanda kaybedecek.
Kurgusu ile, sistem eleştirileri ve okurken ahlaki sınavlarını adeta birlikte verdiğimiz karakterleri ile uzun süre dilimden düşmeyecek bir distopya.
Evreni tanıma bakımından ele aldığımda normalde ilk yüz sayfaya kadar diş sıkıp şans vermeye çalışma aşamasından geçmeye gerek kalmadan doğal yollar ile ölünemeyen bu dünyaya kapılmış buldum kendimi.
Felsefik katmanlar, vicdan kavramı son derece ustaca yerleştirilmişti hikayeye.
Sona yaklaştıkça bir o kadar da merak ettirdi insan nüfusunu dengelemede muazzam bir düzen getiriyormuş gibi görünen cemiyet içindeki çatlakların, çatışmaların nasıl çözüme kavuşacağı konusu.
Citra ve Rowan'ın sonu hiç beklemediğim, çok da beğendiğim bir son oldu.
Serinin ilk kitabı olmasına karşın tatmin olmuş bir şekilde bitirdim.
Fani insanlar ne kadar dar görüşlü ve riyakarmış ki bir yandan insan canını alanlardan nefret ederken bir yandan da doğaya tapıyorlardı ki o günlerde var olan tüm insanların canını doğa alıyordu. Doğa için doğmak otomatik bir ölüm cezasına çarptırılmak demekti ve bu ölümü cani bir istikrarla yerine getiriyordu.
Biz bunu değiştirdik.
Artık biz doğadan bile kudretliyiz.