Erdinç T.

Erdinç T.
@flokimalvo
BURSA
3 Ekim 1994
21 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Diğer adam aniden Bayan Walpole'a, "Denemen gereken bir şey var," dedi. "Köpeği hizaya sokmak istiyorsan denemen gereken bir şey var." "Nedir?" diye sordu Bayan Walpole. "Köpeği alacaksın," dedi adam, öne eğilip bir eliyle hareketler yaparak, "köpeği alıp civcivlerini korumak isteyen bir tavukla aynı kümese tıkacaksın. Tavuğun işi bittiğinde bir daha hiçbir şey kovalayamaz." Market sahibi gülmeye başladı, Bayan Walpole'sa afallamış halde bir market sahibine bir diğer adama baktı; adam da gülümsemeden ona bakıyordu, gözleri kedi gözü gibi geniş ve sarıydı. "Tavuk ne yapar?" diye sordu Bayan Walpole tereddütle. "Köpeğin gözlerini oyar," dedi market sahibi kısaca. "Hayvan bir daha tavuk göremez bile"
Sayfa 88·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bay White düşündü. "Tavuk katili bir köpeği tedavi etmenin bir yolu var galiba," dedi. "Ölü bir tavuk alıp köpeğin boynuna bağlıyorsun ki çıkaramasın, anladın mı?" " Boynuna mı?" diye sordu Bayan Walpole ve Bay White dişsiz ağzını göstererek sırıttı. "Bak şimdi, çıkaramayınca önce tavukla oynamaya başlıyor ama sonra rahatsız oluyor, anladın mı, sonra dönerek tavuktan kurtulmaya çalışıyor ama çıkmayınca ısırarak kurtulmaya çalışıyor ama çıkmıyor, sonra çıkmadığını fark edince ondan hiç kurtulamayacağını sanıp korkuyor, anladın mı? Ondan sonra boynunda tavukla kuyruğunu sıkıştırıp yanına gelmeye başlayacak ve durumu gitgide kötüleşecek." Bayan Walpole yalpalamamak için bir eliyle verandanın tırabzanına tutunmak zorunda kaldı. "Peki ya sonra?" diye sordu. "Yani," dedi Bay White, "duyduğuma göre, tavuk gitgide sertleşiyor, anlarsın ya, köpek onu gördükçe, hissettikçe, kokladıkça tavuktan nefret etmeye başlıyor. Ama asla kurtulamıyor, anladın mı?" "Ama köpeğin," dedi Bayan Walpole. "Yani Leydi'nin ... Tavuğun Leydi'nin boynunda ne kadar kalması gerekiyor?" "Eh," dedi Bay White heyecanla, "herhalde kendiliğinden düşene kadar çürümesini beklemek lazım. Anlıyorsun ya, kafası... " "Anlıyorum," dedi Bayan Walpole. "İşe yarar mı?" "Bilmem," dedi Bay White. "Şahsen denemedim." Sesi, onun hiçbir zaman tavuk öldüren bir köpeği olmadığını ima ediyordu.
Sayfa 85·Kitabı okudu
1000Kitap
"Tam bir sarışın davranışı," dedi Doktor Skreta. "Sarı saçlar ve siyah saçlar, insanın yaradılışının iki kutbudur. Siyah saçlar erkeklik, yüreklilik, içtenlik, eylem anlamına gelir; sarı saçlarsa kadınlığı, sevecenliği, güçsüzlüğü ve pasifliği simgeler. Demek ki bir sarışın gerçekte iki kat kadındır. Bir prenses ancak sarışın olabilir. Yine bu nedenle kadınlar, olabildiğince dişi olabilmek için, saçlarını hiçbir zaman siyaha boyamazlar da sarıya boyarlar."
Sayfa 41·Kitabı okudu
Edebiyat
"Dostluk, benim gözümde, yaşamda ideolojiden, dinden, ulustan daha güçlü bir şeylerin var olduğunun kanıtıydı," dedi. "Dumas'nın romanında, dört arkadaş kendini çoğu kez karşıt kamplarda bulur, böylelikle de birbirleriyle dövüşmek zorunda kalırlar. Ama bu, aralarındaki dostluğu hiç bozmaz. Birbirlerine gizliden gizliye, hileye başvurarak ve adına savaştıkları tarafın gerçekleriyle alay ederek yardım etmekten geri durmazlar. Dostluklarını, gerçeğin, davanın, üstlerinden aldıkları buyrukların, kralın, kraliçenin, her şeyin üstünde bir yere koymuşlardır.''
Sayfa 42·Kitabı okudu
Edebiyat
Jonas Hallgrimsson büyük bir romantik şair ve aynı zamanda İzlanda'nın bağımsızlığı yolunda büyük bir savaşçı. Avrupa'daki bütün küçük uluslar, 19. yüzyılda bu romantik ve yurtsever şairleri tanıyorlardı: Macaristan'da Petöfı, Polonya'da Mickiewicz, Slovenya'da Preseren, Bohemya'da Macha, Ukrayna'da Çevtçenko, Norveç'te Wergeland, Finlandiya'da Lönnrot ... Kalanını saymıyorum. O zamanlar İzlanda, Danimarka'nın bir sömürgesiydi ve Hallgrimsson başkentte son yıllarını yaşıyordu. Bütün romantik şairler, büyük yurtseverler olmanın dışında, aynı zamanda sıkı içiciydiler. Bir gün, körkütük sarhoşken Hallgrimsson bir merdivenden düştü, bir bacağını kırdı, mikrop kaptı, öldü ve Kopenhag Mezarlığı'na gömüldü. Yıl 1845'ti. Doksan dokuz yıl sonra, 1944'te İzlanda Cumhuriyeti ilan edildi. O zamandan itibaren olayların akışı hızlandı. 1946'da, şairin ruhu İzlandalı zengin bir sanayiciyi, uykusunda ziyaret edip içini açtı: "Yüz bir yıldan beri kemiklerim yabancı ellerde, düşman ülkede yatıyor. Artık özgürleşen İthakası'na geri dönmesinin vakti gelmedi mi? Bu gece ziyaretinden gururu okşanan ve heyecanlanan yurtsever sanayici, şairin kemiklerini düşman topraklardan aldırıp onu, şairin doğduğu güzelim vadiye gömmeyi düşünerek İzlanda'ya getirtti. Ama olayların delice akışını kimse durduramadı: Çiçeği burnunda Cumhuriyet'in bakanları, anlatılmaz güzellikteki Thingvellir'in (bin yıl önce, ilk İzlanda parlamentosunun açık havada toplandığı kutsal yer) manzarası içinde vatanın büyük adamları için bir kabristan kurdurmuşlardı. Şairi, sanayicinin elinden kaptılar ve onu, o sırada başka bir büyük şairin, Einar Benediktsson'un (küçük uluslar büyük şairlerle dolup taşar) mezarından başka bir mezarın bulunmadığı Pantheon'a gömdüler. Ama olaylar daha da hızlandı ve çok geçmeden bütün dünya,
Sayfa 78·Kitabı okudu
Edebiyat