Flyinn Florya..
Keyifli okumalar ☕️🥀📚
Bi Gözlem Bi His
Geçenlerde bir arkadaşımla Florya da bulunan sosyal tesise gittik. Tesisi bilenler bilir yeri ve konumu çok güzel ve içerisinde fiyatlar o konumdaki emsal yerlere göre çok uygun. Hafta içiydi. Saat 17.50 sıramızı online olarak aldık. Bu arada ilk defa online sıra aldım, daha önce kapıda bir görevli olurdu isminizi defter gibi bir şeye yazardı sıramı o şekilde takip ederdin. Neyse karekod ile ismimizi cismimizi kaydedip sıramızı aldık. Önümüzdeki bekleyen kişi sayısı 57. Açıkçası yorgunduk birazda sıranın belki erken gelir umuduyla hemen kapı önünde bulunan bordur taşına oturduk. Bu arada kayıt işi biraz teferruatlı telefonla çok yakın ilişkisi olmayan büyüklerin yardım almadan sıra alması zor. Neyse kapı önünde otururken önümüzden gelip sıra almak için sıraya girenleri izliyorduk. Bir aile geldi önümüzden geçti. Anne, baba ve 17-20 yaşlarında 2 genç kız. Gidip işlemleri yaptırdılar, gelip yanımızda ayakta muhabbet etmeye başladılar. Sıranın onlara gelmesi tahminen onlar açısından 2 3 saat bulurmuş bekleyen sayısı 90. Derken o arada süpermen murat geldi. Süpermen murat kim üzerinde görevli yeleği bulunan elinde mennan gibi süpürgesi olan bir abimiz. Mühür onda Süleyman o. Neyse aileyle belli ki yakın arkadaşlar. Murat naber o Süleyman abi iyi sen nasılsın, hayırdır ne işiniz var? Bende iyiyim murat. Ne olsun ya dedik bu akşamda Burada yemek yiyelim ama abi çok sıra var ya kalabalık baya, nasıl yaparız bilemedik. (Sanırım her akşam bir mekanda yiyorlar aile babasında öyle bir gurur) Abi ayıp ediyorsun ben ayarlarım şimdi sana 5 dakika bekle? Murat yıllardır bu anı bekler gibi kara lakabına yakışır şekilde surlardan surlara atlar gibi gitti. Sözünün eri adammış 5 dakika sonra geldi. ( bu arada ben bunları nasıl duyuyorum ben agacın arkasındayım onlar diğer tarafında
Reklam
Işıklar gittiğinde, Bize yine kuytular kaldığında Oturup uzun uzun konuşsaydık seninle Ellerimizin çizgilerini ezberleseydik Sevişmeden sadece bir gece Yan yana durabilseydik Ne olurdu sahi Florya ötüşünü duymak için sabahlasaydık Nebatları sayıp kendimizi de onlara katsaydık Rıhtım uğultusunu hissedip üşüseydik Beşik ninnileri söyleyerek uykuya dalsaydık Bilmiyorum
Mustafa Kemal Atatürk, Cevat Abbas Gürer, Salih Bozok, Kılıç Ali, İbrahim Ergüven ve manevi kızı Ülkü Adatepe ile beraber Dolmabahçe Sarayı'ndan ayrılıp Florya Deniz Köşkü'ne gelişiyle küçük bir gezinti yapması sırasında, İstanbul.. 19 Şubat 1937.
Tarih
Ne diyordu şiirde;
Biliyorum,seninle olmak; büyülü bir İstanbul kalabalığında Florya kuşlarının sesini duymak beyaz lalelerin üstünden kokusunu hissetmek gibi -ZOR-
Alıntı
denizde sona eren güreş ve Mustafa Kemal Atatürk..
Sene 1937. Büyük Trakya Manevrası. Bu manevraya bütün Balkan Devletleri Genel Kurmay Başkanları ve Türkiye'deki yabancı elçiler ile ataşemiliterler davetliydiler. Öyle ki, manevraya katılanlardan bizim bakanlar ve bazı mebuslar da askerî üniformaya benzer özel elbiseler giyinmişlerdi. Manevra kaç gün sürmüştü iyi hatırlayamıyorum ve aynı zamanda manevranın devam ettiği zaman içinde neler geçtiğini de; ama generaller ve maiyeti erkânı ile akşam geç vakitlerde Florya Köşkü'ne gelindiğinde önce yemek yenir, sonra hemen güreş başlatılırdı. O gece karşıma yeni postalardan Hüsrev adında Konyalı biri çıktı. Yenişmememize rağmen Atatürk'ün huzurunda yaptığım güreşler içinde böylesine kuvvetli birine rastlamamıştım. Bileğimi yakaladığı zaman demirden bir mengeneye kapıldığımı zannettim. O anda onu yenemeyeceğimi anladım ve yemek salonunun denize doğru olan açık kapısına doğru rakibimi yavaş yavaş taşıdım. Atatürk başta olmak üzere herkesin yavaş adımlarla arkamızdan geldiklerini gördüm. Kararımı vermiştim. Son bir gayretle Hüsrev'i tuttuğum gibi denize fırlattım ve ben de arkasından atladım. Su yüzüne çıktığımda Atatürk katıla katıla gülüyordu, diğer taraftan hasmımın yüzme bilmediğini, batıp çıktığını görünce bu sefer alelacele onu tutup denizden çıkardım. Florya Köşkü'nün aydınlattığı denize ve bizim durumumuza imrenen Atatürk, kendisi dâhil herkese mayo temin ettirterek denize girilmesini emrettiği zaman emir yerine gelsin diye herkes mayosunu giydi; fakat denize inen demir merdivenlerde herkesi kümelenmiş vaziyette görünce, Ata'nın gülmesi ve onların mahcup vaziyetleri görülecek bir manzaraydı. Kimse yüzme bilmiyordu. Atatürk, denizden çıktıktan sonra bana dönerek: "Sen böyle yapmasan, ben toz topraktan kurtulamayacaktım, sayende bir de serinlendim" dedi. Manevra bitiminde
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
Reklam