bibliyo.filiz.m

bibliyo.filiz.m

, bir kitap okudu
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
Hwang Bo-reum
7.8/10 · 15,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Julia hiç hoşuna gitmeyen bir boşluktan şikayetçidir. Bu boşluğu doldurup yok etmek için çeşitli yollar dener. Hangimiz dönem dönem içimizde o boşluğu hissetmedik ve doldurmaya çabalamadık ki? Yanlış tıkaçlarla daha da derinleştirdik bazen ya da günün, çağın koşuşturması içinde öylece bıraktık boşluğu içimizde bir yerde. Boşluk, iyileşebilme, zorlukların üstesinden gelebilme gücümüzü ve hayattaki amacımızı bulmayı öğreten bir hikayedir. Toplasan otuz kırk cümlelik bir hikayenin karton tasarımli görseller ile zenginleştirilerek vermek istediği mesajı anlamlandırma sürecinin bıraktığı his keyifliydi. Görseller soyut bir konuyu çok güzel somutlaştırmış. İçimize bakmayı, kendi renklerimizi, melodilerimizi keşfetmeyi başarabilirsek o boşluğu doldurabiliriz diyor Anna Llenas. Yediden yetmişe herkesin okumaktan keyif alacağı minnak bir kitap. Ve bence yetişkinlerin içindeki çocuklara daha çok hitap ediyor. "Bu sessizliğin içinde Julia, topraktan gelen ve onunla konuşan bir ses duymuş: 'Dört bir yanı araştırmayı bırak, kendi içine bak!' Bu kitaba kalbimi bıraktım.
BoşlukAnna Llenas · Nesin Yayınevi · 2017604 okunma
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
"Çerokiler için..." ithafıyla başlıyor kitap. Çerokiler, beyaz adamın yerlerinden yurtlarından ettiği, topraklarından sürdüğü yüzlerce kızılderili kabilesinden biri.Çerokiler; evrendeki her şeyin bir ruhu olduğuna inanır. Ancak yüreğiyle duyanlar görebilir bu ruhları.Kendilerini yaradılışın, evrenin bir parçası olarak görürler. Birbirlerine duydukları sevgi ve saygıyı canlı cansız tüm varlığa duyarlar. Doğayla bütünleşmiş olarak yaşarlar.Maalesef beyaz adamlar yerlilere bu saygıyı duyamadı. Vahşetle onları kendi topraklarından sürgün ettiler. Gözyaşı Yolu'nda ölümlerle ilerlerken hep içlerine döktüler gözyaşlarını, ağıtlarını, acılarını... Küçük yaşta öksüz ve yetim kalan Küçük Ağaç'ın anlatımıyla okuyoruz kitabı. (Sürekli büyükanne şunu dedi, büyükbaba bunu dedi şeklindeki cümleler biraz akıcılığı bozsa da bir süre sonra alışıyorsunuz. )Büyükanne ve büyükbabasıyla doğanın içinde yaşamaya, hayatı öğrenmeye başlıyor Küçük Ağaç. Küçücük çocuğa kocaman kocaman konuları öğretme, gidişatı kavratma yöntemleri hayranlık uyandırıyor. Hem bir eğitimci hem de bir anne olarak çok şeyi sorgulattı bana. Doğadan ne kadar çok koptuğumuzu üzülerek bir kez daha tüm şiddetiyle hissettim. Yitirilmiş değerlerimize üzüldüm. Yaratıcılığı körelten eğitim sisteminin eksikliklerine, doğadan uzaklaşmanın insanı- tabiri caizse- bir canavara dönüştüren kapitalizm ruhuna yergiler yağdırdım. Eğitimli olmasalar bile evrenin sırlarını okumuş bilge insanların elinde yetişen Küçük Ağaç ne kadar şanslı diye düşündüm. Kitabın detaylarında anlayabilene çok güzel mesajlar var. Kitapta kadına verilen değer çok güzel. Mesela büyükannenin- kadınların- yanında asla kaba, küfürlü konuşmuyorlar. Okuma yazma bilen yine kadın -büyükanne- ve onlara sürekli kitap okuyor. Büyükbabanın öğrettiği yaşam dersleri de
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma