bibliyo.filiz.m

10/10
·622 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir. Sosyal yaşamdan kopuş, topluma uyum sağlayamama, bilinçli bir vazgeçiştir. Ölüme eş bir uyuşukluk hali; bir başka deyişle yaşarken ölmektir. Gonçarov 1849’da yazdığı bu romanda çağımızın toplumsal hastalığını tanıtıyor. Hepimizin içinde bir parça oblomovluk var kanımca. İtiraf etmeliyim ki zor bir kitap olduğu önyargısıyla özellikle yaza saklamıştım okumayı ama hızlı aktı ve kolay okudum ayrıca çok sevdim. Kitabı doğru değerlendirebilmek için o dönemde Rusya'nın içinde bulunduğu aile yaşamını ve kültürü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Romanda ana kahramanımız İlya İlyiç Oblomov, hayatında çorabını bile tek başına giymemiş, hizmetçilerle büyümüş, yaşam becerileri kazanamamış bir beyzade, bir soylu. Bir de çocukluktan beri birçok zorluklarla karşılaşmış ve yaşam becerileri kazanmış Ştolts var. Oblomov'un tam zıttı bir adam. Oblomov tembelliğin, Ştolts dinamizmin, aktif hayatın ve çalışkanlığın sembolü. Gonçarov, Oblomov-Ştolts karşıtlığında eski ve yeni Rusya'yı, Doğu'yla Batı'yı karşı karşıya koymuş. Oblomov Rusya'yı, Ştolts Avrupa'yı temsil ediyor. Bu noktada ailenin çocukları yetiştirme koşullarının ileride nasıl birer yetişkin olacakları konusundaki öneminin de altı çiziliyor. Roman, Oblomov'un tembelliğinin köklerine iniyor ve onun hayata karşı duyduğu büyük ilgisizliği ve ataleti anlatmaya çalışıyor. Aynı zamanda, Oblomov'un aşk hikayesi ve Ştoltz ile olan dostluğu da önemli bir yer tutuyor. Gonçarov'un usta kaleminden çıkan bu eserin
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

bibliyo.filiz.m

, bir kitap okudu
10/10
·622 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
İvan Gonçarov
8.7/10 · 49,9bin okunma
Gelinler...
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Yüz yıl kadar önce ellerinde eşlerinin fotoğraflarıyla Japonya'dan Amerika'ya gönderilen gelinler... Ellerinde eşlerinin mektuplarıyla bir Amerikan rüyası içindeler... Hepsi yakışıklı kocalarıyla evlerinin hanımı olarak yaşayacakları günlerin hayalini defalarca kurdular. National Book Award 2011 Finalisti Tavan Arasındaki Buda, işte bu gelinlerin yürek burkan öyküsünü anlatıyor.Yazarı Julie Otsuka, Japon kökenli bir Amerikalı. Gemi yolculuğunun sonunda San Francisco'da kendilerini karşılayan kocalarını gördüklerinde yaşadılar ilk şoku. Fotoğraflar yirmi yıl öncesine aitti ve hiçbiri evlerinin hanımı olarak yaşamayacaktı. Geri dönüşü olmayan bu yolda kabullenmekten başka çareleri yoktu. Çok çalıştılar, çok çocuk doğurdular, kocalarına hizmet ettiler. Tam Japon mahallesinde kendilerince bir düzen tutturmuşlardı ki II. Dünya Savaşı başladı. Kendi kültürlerini unutup burayı vatan bilenler düşman olarak algılandı ve tüm Japonlar gönderildi. Daha iyi bir hayat için geldikleri Amerika'dan bin türlü kötülüğü yaşayıp, tüm acılara katlandıktan sonra ... Savaş daima en çok sivilleri etkiliyor. Filler tepişirken çimenler ölürmüş! Kitapta çoğul bir anlatım -biz dili- var, okurken tüm kadınların dilinden öğreniyoruz öykülerini. Bu bazen verilen örnekleri çok uzatıyor ama yaşananları aktarmak açısından önem taşıyor. Sonda beyaz Amerikalılar alıyor sözü ve Japonları onların dilinden okuyoruz. Dönemi yansıtan bir kurgu hatta yazarın yaşamından izler taşıdığını okumuştum bir yerde. Kitabın adı da gerçekten güzel olmuş hiçbir işe yaramayan tavan arasına atılmış...
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,236 okunma