Fırtına ve bunaltıcı sıcak kadar,havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir,aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir
İçimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde,haksızlığa,tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimamına layık görüyordum.Halbuki ne şeytanı azizim,ne şeytanı?
Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması...
İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu.
İçimizde şeytan yok...
İçimizde aciz var...tembellik var ...
İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyadı var.
Hiçbir şey üzerinde düşünmeye,hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizi kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde,insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz