Felsefede, özellikle mantık, bilgi kuramı, vb. gibi 'dal'larda, "yaşanmışlık" ko-
şulunu öne sürmek zorluklarla karşılaşır gibi : Kant'ın 'kategori çizelgesi'
hangi yaşantılara bağlanabilir ki?!... - Ama, örneğin, Hume'un onu "dog-
matik uyuklamasından kaldırması" benzetmesi ile, geç yaşında, felsefe ile tıp
ilişkileri üzerinde dururken, kendi deneylerinden hareketle sözünü ettiği; "uy-
kusunda ağzından soluk almağa başlayınca ürküp uyanma" yaşantısı ara-
sında bağlantı kurulabilir. En 'soyut'/ 'soğuk' /'nesnel' felsefi düşünce bile, fel-
sefe yapan kişiye, o kişi olarak şu ya da bu biçimde yakından dokunur -
yoksa, felsefi olarak da birşeye yaramaz ... - Ama tabii, bizim karşımıza çıkan
metinsel varlık, artık o ilk "yaşanmış"lığın izlerini ya hiç taşımaz, ya da bu
izlerin görülebilmesi artık ancak özel bir bilgi ve çabayla olanaklı olabilir.