9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 02:02
Yazarın en son Gelin kitabını okumuş ve farklı bir tür denemesini takdir etsem de kitabı sevmediğim için yarım bırakmıştım. Bu kitabı da yine fantastik türündeydi ama bu sefer hakkını vermiş. Yani yalan yok, fantastik kısım sadece Aethelthryth'in (daha okunamaz bir isim olabilirdi bence, bu bir tık kolay olmuş -_-) vampir, Lazlo'nun da vampir avcısı olmasından ibaretti. Ama zaten bu kadar kısa bir kitapta detaylı bir fantastik okumayı beklemiyordum. Aşksal anlamda keyif alsam yeter diyordum ki o konuda umduğumu hâyli hâyli buldum. Yazarın ketum erkek karakterlerinden sonra Lazlo gibi net birini okumak bana iyi geldi, yaralarımı sardı. Hafızasını kaybettiğinde bile bam güm ilerledi adam resmen. Aethelthryth de genel tavırları ve Lazlo'ya olan yaklaşımıyla kalbimi kazandı. Fakat keşke o da hisleri konusunda daha açık sözlü olsaydı. Yaptıkları hislerinin göstergesiydi tabii ama kitabı onun gözünden okuduğumuz hâlde Lazlo'nun hisleri kadar onun hislerine vakıf olamamamız beni bir tık üzdü. Hani o da olsa kitaba şak diye 10'u yapıştırırdım.
Hot For SlayerAli Hazelwood · Amazon Original Stories · 202537 okunma
İncelemem
8/10
·325 syf.··
2026 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 22:15
İlk kez sosyal medya aracılığıyla tanıştığım bir eseri okudum. Realistik bir inceleme yapmaya gayret edeceğim. Öncelikle ilk sayfalarda sıkılarak ve şans vermek zorunda olduğumu düşünerek devam ettim. Kitabın ilerleyen sayfalarında olay örgüsü ilerledikçe ve özellikle de Bay Gordon dahi durumdayken eski halini hatırladığı anları ve anıları beni çok etkiledi. Eserde şu ana kadar yorumlanmayan bir kısım var ki o da anne, baba tutumu.. Annenin hala Gordon’ u evden gönderdiği anda kalması, bunamış olması ve aklının gelgitleriyle uğraşırken bile elalem ne der kafasında olması bütün bunlara rağmen eserin dahisinin annesine yoğun bir empati geliştirebilmesi, babasının ise onu tanımaması ve ona rağmen hesap sormaması beni çok etkiledi. Fare kavramına bakış açımı ciddi anlamda etkiledi diyebilirim. Deney faresi deyip geçtiğimiz o hayvanlar çeşitli deneyler kullanılarak tüm dengeleri şaşıyor. Bunu en iyi Charlie karakterinin eski haline dönerken ki hallerini fare ile benzetmesinden anlıyorum. Ben de bir anneyim ve çoğu zaman bebeğimle ilgili düşündüğüm ‘ Ayına uygun bu hareketleri yapabilir, bu davranışları yapabilir’ tarzı basmakalıp düşüncelerimi tamamen yıktı. Charlie’ nin annesi ile geçen tuvalet konusundaki sarsıcı bir sahnesinde annesi ona tuvalete gidebileceğini ve çişini tutabileceğini bundan emin olduğunu söylediğini okudum. Ancak Charlie böyle durumlarda donup kaldığını hareket edemediğini ve olduğu yere yapıverdiğini ekliyor eserde. Bu sebeple de annesine kendini hiçbir zaman ifade edemiyor. Ben her ne kadar yavrusunun ihtiyaçlarına göre ilerleyen bir anne olsam da Charlie’ nin yaşadıklarını görünce kendimi sorgulamadan yapamadım. Acaba istemediği bir yemeği yiyor mu ısrar ediyor muyum? Sırf ayına uygun diye ona fazla beklenti yüklüyor muyum diye… Charlie karakteri
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Absürdün Estetiği; Varoluşçuluk
Puan vermedi
Waiting for Godot, Samuel Beckett tarafından yazılmış ve 20. yüzyıl varoluşçu düşüncesinin en çarpıcı dramatik örneklerinden biri olarak kabul edilen bir metindir. Oyun, geleneksel dramatik yapıyı bilinçli biçimde kırarak “olay” merkezli anlatıyı geri plana iter ve bunun yerine bekleyiş kavramını merkeze alır. Bu yönüyle eser, modern insanın anlam arayışını temsil eden bir metafor olarak okunabilir. Oyunun temel yapısı iki karakterin Vladimir ve Estragon’un Godot adlı bir figürü beklemesi üzerine kuruludur. Ancak Godot hiçbir zaman sahneye gelmez. Bu durum, metinde belirgin bir olay örgüsünün oluşmasını engeller ve anlatıyı durağan bir döngü hâline getirir. Bu döngüsellik, modern bireyin yaşam deneyimini yansıtır: zaman ilerler, fakat anlamlı bir değişim gerçekleşmez. Beckett burada, ilerleme fikrini sorgulayarak insan varoluşunun belirsizliğini vurgular. Godot’nun kim olduğu metinde açıkça belirtilmez. Bu bilinçli belirsizlik, karakterin alegorik bir işlev taşıdığını düşündürür. Godot; Tanrı, kurtuluş, umut ya da gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir anlam sistemi olarak yorumlanabilir. Ancak Beckett’in amacı bu sembolü netleştirmek değil, tam tersine anlamın ertelenmesini göstermektir. Böylece oyun, kesin cevaplar sunmak yerine varoluşun belirsizliğini ön plana çıkarır. Ayrıca oyunun dili de bu temayı destekler. Diyaloglar çoğu zaman tekrara dayanır; karakterler anlamsız gibi görünen konuşmalar yapar. Bu tekrarlar, iletişimin kırılganlığını ve insan ilişkilerindeki boşluğu ortaya koyar. Sessizlikler ve bekleyiş anları, metnin dramatik gücünü artırır. Beckett, klasik dramatik çatışma yerine durgunluk ve boşluk üzerinden bir gerilim kurar. Bu bağlamda Waiting for Godot, 20. yüzyılda yükselen varoluşçu düşüncenin edebi bir temsili olarak değerlendirilebilir. İnsan,
1000Kitap
Waiting for GodotSamuel Beckett · Faber and Faber · 201010,1bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 136. kitabı
Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleri: İhsan Süreyya Sırma'nın Arşiv Işığında Bir Uyarı İslam tarihi ve Osmanlı arşivleri üzerine onlarca eser vermiş Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Türk ilim camiasının en üretken isimlerinden biri olarak tanınıyor. 1944 Siirt doğumlu olan Sırma, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu; Fransa'da College de France'ta Jacques Berque ile doktora yapmış, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce dillerini hâkimiyetle kullanan bir akademisyen. Kariyerinde Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'nde İslam Tarihi kürsülerinde görev almış, emekliliğinin ardından da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde danışmanlık yaparak tarihî mirasın korunmasına katkı sunmuş. Eserleri arasında Abbasiler Dönemi, II. Abdülhamid’in İslam Birliği Siyaseti ve Osmanlı Devleti'nin Yıkılışında Yemen İsyanları gibi klasikler yer alıyor; toplamda 30 kitap ve 200'ü aşkın makale kaleme almış. Sırma'nın kalemi, sadece akademik bir titizlikle değil, aynı zamanda bir tarih şuuruyla yoğrulmuş; bu da onu, güncel meseleleri tarihî bağlamda ele alan nadir yazarlardan biri yapıyor.2017 yılında Beyan Yayınları'ndan çıkan Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleri, Sırma'nın misyonerlik faaliyetlerini irdeleyen serisinin ikinci halkası. Daha önce 1995'te yayımlanan Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri ile İngilizlerin Osmanlı coğrafyasındaki gizli ajandalarını deşifre eden yazar, bu kez Amerikan misyonerlerin izini sürüyor. 128 sayfalık kompakt bir eser; karton kapak, kitap kağıdı ve 13.5x21 cm boyutlarında, erişilebilir bir okuma sunuyor. Kitabın mottosu net: "Son iki yüzyıldır İslam Dünyasında en yıkıcı etkiyi yapan unsurların başında, Batılı Misyonerlerin yaptıkları çalışmaların geldiğinde şüphe yoktur." Sırma, arşiv belgelerine dayanarak, misyonerlerin dini bir kılıf
Edebiyat
Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleriİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 201658 okunma
Puan vermedi
1. birinci haçlı seferi (1096–1099) papa ii. urbanus'un 1095'te clermont konsili'nde yaptığı çağrı ile başladı. amaç, müslümanların elindeki kudüs'ü “kurtarmak”tı. • batı liderleri: normandiya dükü robert, toulouse kontu raymond, boulogne kontu godfrey (daha sonra kudüs kralı oldu). • türk-müslüman savunucular: selçuklu komutanı kılıç arslan. • önemli olaylar: haçlılar anadolu'dan geçerken büyük katliamlar yaptı. antakya kuşatmasında aç kalan haçlı askerleri ölü müslümanları yemek zorunda kaldı; bu yamyamlık vakası kaynaklara geçti. • sonuç: kudüs alındı (1099); kudüs krallığı kuruldu. müslümanlar, yahudiler ve doğulu hristiyanlar katledildi. • ekonomi: yol boyunca haçlılara kredi veren italyan şehirleri (cenova, venedik) erken finans sistemi oluşturdu. ilkel anlamda senet, borçlandırma ve teminat uygulamaları görüldü. 2. ikinci haçlı seferi (1147–1149) urfa'nın müslümanlarca alınması üzerine çağrıldı. ancak sefer büyük başarısızlıkla sonuçlandı. • batı liderleri: alman imparatoru iii. konrad, fransa kralı vii. louis. • türk-müslüman savunucular: selçuklu kuvvetleri (özellikle anadolu'da), musul atabeyi zengi'nin oğlu nureddin zengi. • olay: anadolu'da türk süvarileri haçlı ordularını parçaladı. şam kuşatması başarısız oldu. • sonuç: müslümanlar karşısında moral üstünlük kazandı. haçlılar arasındaki çatlaklar büyüdü. 3. üçüncü haçlı seferi (1189–1192) selahaddin eyyubi'nin 1187'de kudüs'ü alması üzerine batı'da büyük infial yarattı. • batı liderleri: ingiltere kralı aslan yürekli richard, fransa kralı philippe auguste, alman imparatoru friedrich barbarossa (anadolu'da boğularak öldü). • müslüman lider: selahaddin eyyubi. • olay: haçlılar akka'yı aldı ama kudüs'e ulaşamadı. selahaddin ile richard arasında diplomasi gelişti. • sonuç: kudüs müslümanlarda kaldı. hac
Haçlı Seferleri TarihiJean Richard · Selenge Yayınları · 202210 okunma
Algernon ya da Postmodern Prometheus
Puan vermedi·311 syf.··
2025 44. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 23:28
Olmak veya olmamak Doğanın ve sosyal dünyaların insana dayattığı sınırları bilim/mit/inanç/irade aracılığıyla aşma arzusunun edebiyattaki izdüşümleri mütemadiyen iyi yapıtların yazılmasına vesile olmuştur. Okuduklarım arasında Karel Čapek'in R.U.R'u, Mary Shelley'in Frankenstein ya da Modern Prometheus'u —dolayısıyla antiklere gidersek Aiskhylos'un Prometheus'u—, Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı, Albert Camus'nun Veba'sı, Jules Verne'in Eserleri — genel olarak bilimkurgu edebiyatı— ve edebiyatın baş eseri olan Gılgamış destanı bana bu konuda uyku kaçırtan düşünce dalışları bahşedegeldiler. Algernon'a Çiçekler, insanın bu başsız ve sonsuz özlemini psikyatrik bir bağlamda tekrarlıyor ve bir daha düşünmeye davet ediyor, zorluyor. Yeni bir Frankenstein girişimi diyebileceğimiz romanda, zihinsel açıdan biyolojik dezavantajlı —ve sosyal süreçlerle dezavantajlılığı beslenmiş— insanları süper zekilere çevirecek olan bir bilimsel girişimin merkezinde deneylerin üstünde denendiği bir fare olan Algernon ve İlk insan denek Charlie Gordon var. Bütün hikayeyi Charlie Gordon'ın gelişim raporlarından, birinci ağızdan okuyoruz. Noktalama, yazım, imla ve hertürlü hatayla dolu ilk yazılarından bir dahiye dönüşüp kendi operasyonu üzerine bilimsel yazıları bilim camiasına kabul ettirdiğini, kendi vakası üzerinde çalışan bilim insanlarını aştığını anlattığı pasajlara, ordan deneyin sonucunun geçici olduğunun anlaşıldığı ve herşeyin tersine evrildiği, yazım yanlışlarıyla dolu son rapora kadar Charlie Gordon'ın yol arkadaşı oluruz. Roman başlarda merak uyandıran bir serüvene davet hikayesi, ortalarda bir psikanalitik ve sosyal çözümleme, sonlara doğru ise sindirilmesi zor bir drama dönüşür. Tüm süreç boyunca okuru karaktere ve hikayeye yakın tutmakla kalmaz, kendi üstüne düşündürür,
Edebiyat
Flowers For AlgernonDaniel Keyes · Harcourt Publishing · 200437bin okunma