Pollyanna, yaşadığı büyük kayıplara ve hayatın getirdiği zorluklara rağmen pes etmemeyi seçen, dirençli bir ruhun sembolüdür. Onun "mutluluk oyunu" olarak adlandırdığı şey, aslında babasını kaybetmeden önce ondan miras aldığı ve hayattaki mutsuzluklara karşı bir kalkan gibi kullandığı duygusal bir güçtür.
Babasının ölümünden sonra katı kuralları olan teyzesi Polly’nin yanına taşınmasıyla, Pollyanna’nın bu oyunu sadece kendisi için değil, tüm kasaba için bir şifaya dönüşür. Kasabadaki insanlar başlangıçta bu küçük kızın bitmek bilmeyen iyimserliğini anlamakta zorlanırlar; hatta karamsarlıkları içinde bu oyunu tuhaf bulurlar. Ancak Pollyanna’nın samimiyeti ve geçmeyen neşesi, en sert kalpleri bile zamanla yumuşatmayı başarır. Onun dokunduğu her hayat, aslında kendi içindeki karanlıktan çıkıp bu oyuna dahil olur.
Sonuç olarak Pollyanna’nın hikayesi, bir çocuğun tek başına koca bir toplumu nasıl değiştirebileceğini anlatır. İnsanlar başta bu oyuna mesafeli dursalar da, sonunda her birinin yolu aynı noktada birleşir: Mutluluk, dışarıdan gelen bir şey değil, en zor anlarda bile bakış açımızı değiştirerek bulabileceğimiz bir tercihtir. Pollyanna bize, hayatın tüm katılığını sadece bir oyunun gücüyle kırılabileceğini en masum haliyle kanıtlar.
PollyannaEleanor H. Porter · Arkadya Yayınları · 201711,4bin okunma