Siyah Deri Beyaz Maskeler Üzerine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 49. kitabı
Siyah Deri Beyaz Maskeler, insanın kendi bedenine yabancılaştırılmasının kitabı. Irkçılığı yalnızca dışarıdan gelen bir aşağılama olarak değil, insanın içine yerleşen, dilini, arzusunu, aynaya bakışını, aşkını ve kendilik duygusunu bozan bir düzen olarak ele alıyor. Bu yüzden metin, sömürgeciliği sadece toprakların işgaliyle açıklamaz; asıl işgalin insanın zihninde, teninde ve sesinde başladığını gösterir. Kitapta dil meselesi merkezi bir yerde duruyor. Zenci ve Dil bölümünde, sömürgeleştirilmiş insanın Beyaz dünyanın diline yaklaşarak kendisini kabul ettirmeye çalışması anlatılır. Dil burada yalnızca konuşma biçimi değil, insan sayılma iznidir. Kendi diliyle konuştuğunda aşağılanan, Beyazın dilini iyi konuştuğunda ise taklitçi görülen insan, daha en baştan çıkışı olmayan bir koridora yerleştirilmiştir. Siyah Kadın-Beyaz Erkek ve Siyah Erkek-Beyaz Kadın bölümleri, aşkın bile sömürge düzeninden bütünüyle bağımsız kalamadığını gösterir. Mayotte Capécia, René Maran ve Jean Veneuse üzerinden kurulan çözümlemelerde arzu, yalnızca kişisel bir duygu olmaktan çıkar; kabul edilme, yükselme, beyazlığa yaklaşma ve eksik bırakılmış benliği onarma isteğiyle birleşir. Bu bakımdan kitap rahatsız edicidir, çünkü en mahrem görünen yerde bile tarihin soğuk elini gösterir. Octave Mannoni ile hesaplaşma ise metnin en önemli damarlarından biridir. “Bağımlılık kompleksi” düşüncesine karşı yazar, aşağılık duygusunun sömürgeleştirilmiş insanın doğasında bulunmadığını, tarihsel ve ekonomik şiddet tarafından üretildiğini söyler. Böylece suç bireyin içine değil, onu o hale getiren yapıya çevrilir. Bu nokta kitabın gücünü artırır; psikoloji, kişisel zayıflıkların dar odasından çıkar, tarih, ekonomi, okul, devlet, dil ve gündelik aşağılama ile birlikte düşünülür. Kitap boyunca
1000Kitap
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·314 syf.··
2020 98. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 00:00
Frantz Fanon Karayiplerde Antillerde doğmuş bir psikiyatrist. Siyasi düşünür olarak da görülüyor. Sonradan Cezayir'e gidiyor. Kendisi aslında melez biri. Fakat ikinci dünya savaşında Fransızların Karayiplilere yaptıklarını görünce bundan etkilenmiş baya. Cezayir'in kurtuluş mücadelesini desteklemiş. Genel olarak Afrika birliğine inanıyormuş. Hatta Pan Afrika görüşüne sahipmiş. Sol görüşlü de aynı zamanda. Sadece Cezayir ile alakalı değil tüm sömürgeciliğe de karşıt. Bize biraz bu konular eski gibi geliyor ama daha 60'lı yıllara kadar Amerika'da zencilere uygulanan ayrımcılık, 50'lerde hala sömürge bölgeleri olması, hatta 70'lerde Avrupa'da hala faşist diktatörler olması bir gerçek. Bunlar bir insan ömrü içinde olan tarihler hala. Yani o kadar uzak tarihler değil. Fanon sömürgeciliğe karşı şiddetle karşı konmasını öneriyor. Mücadelenin içindeki zorluklara değiniyor. Ayrıca sol görüşlü olduğundan, bağımsızlığa kavuşmuş yerlerde sömürgecilerin yerini yeni yerli burjuvalar aldı diyor. Kitabın sonunda bu mücadelede yaşayanların psikiyatrik vakalarını da vermiş. Ki Cezayir de dahil sömürgelerde katliam ve işkenceler vardı. Yazar kitap yayınlandıktan hemen sonra hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiş. Okuyun.
Yeryüzünün LanetlileriFrantz Fanon · Versus Kitap · 20201,254 okunma
Öteki’nin Aynasında Parçalanan Benlik
Puan vermedi
Fanon, dünyaya bir özne olarak geldiğini ama beyazların dünyasında kendisini diğer nesneler arasında sadece bir eşya gibi keşfettiğini söyler. İnsanların bakışı onun kişiliğini değil sadece dış görünüşünü görür. “Aa anne zenciye bak” bir çocuğun sözüyle, o an’a kadar kendisini insan olarak hissederken, çocuğun ona korku dolu bakışını ona siyah ve korkutucu olduğunu hatırlatır. Fanon maruz kaldığı bu ırkçılığa karşı akıl ve bilimle karşı koymaya çalışmaktadır. Siyah bir çocuk kendi ailesi içinde normal ve huzurlu bir çocukluk geçirebilir. Ancak ne zaman ki beyazların dünyasına temas eder, işte o zaman ona kendisinin farklı olduğu hissettirilir. Çocuk beyaz olanı iyilikle siyah olanı ise vahşilikle özdeşleştirir. Kendi siyah ailesini ve kimliğini zihninde kötü ve yabancı yere koymaya başlar. Toplumsal baskıların sonucu olarak siyah insan, beyaz adamın bakışını içselleştirir. Bu durum siyah insanın ruhunu ve kimliğini parçalayan bir psikopatolojik durumdur. Siyah insan kendi siyahlığını bir eksiklik olarak görmeye başlarsa beyazlaşma tutkusuna kapılmış demektir. Bu kişinin kendi gerçekliğinden kaçarak beyaz dünyaya sığınma çabasını gösterir. Siyah insanın sadece beyaz adam tarafından tanınmak için verdiği mutsuz çabayı eleştirir. “Ben geçmişin kölesi değilim” diyerek insanın bugününü ve geleceğini kendisinin kurması gerektiğini savunmaktadır. Eda Siyah Deri Beyaz Maskeler Frantz Fanon
İnsan ve Duygular
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Metis Yayınları · 2020690 okunma
Döne dolaşa hayal kırıklığımı yaşıyordum...
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 12:53
-Sunuş- Adsız Ülke, çok genç yaşta (28) cephede ölen, Alain-Fournier'nin yazdığı tek romanı. "Benim sanat ve edebiyat ilkem: çocukluk." ALAIN-FOURNIER / 22 Ağustos 1906 Yazarın da söylediği gibi edebiyat ilkesi çocukluk. Kitapta bir dizi çocuk sayılabilecek - genç- insanlar üzerinden kurgulanmış. Yazarın kendi hayatından da izler barındırıyor. Akıcı, sürükleyici, pürüzsüz, sade ve duru bir anlatımla karşımıza çıkıyor. Okurken zorlanmıyorsunuz. Bir serüvene kapılıp gidiyorsunuz. "Bir romandan çok bir uzun şiiri andıran bu yapıtın en önemli özelliklerinden biri de erkekler arasındaki sağlam arkadaşlık bağları ve onurlu insan ilişkileridir. Öyle ki, dostlar arasında verilen 'söz', yaşamın yerini almakta, ona yön vermektedir. Aslında romanın dönüştürücü düğümü Augustin'in , Frantz'a verdiği sözde somutlanmakta." Sunuştan - Özdemir İnce Kısaca konuya değinecek olursam, kitabımız anne ve babası öğretmen olan François ile Agustin Meaulnes arasındaki arkadaşlığı ve yaşanan olayları anlatıyor. Yatılı okula annesi tarafından bırakılan Agustin Meaulnes ile François oda arkadaşı olurlar ve aralarında dostluk başlar. Kitabın anlatıcısı François. "Augustin Meaulnes'ün tam iyileşmeme rastlayan gelişi, yeni bir yaşamın başlangıcı oldu."(s.26) Bir kaç gün sonra ortadan kaybolan Meaulnes'ün başına gelenler bir serüven edasıyla bizlere aktarılır. Aradığı biri mi yoksa kendisi mi? Gittiği yerde başına gelenler, uyuyup uyandığı köşk gerçek mi hayal mi? Sevdiği kız sahte mi gerçek mi? Uzun soluklu bir masal hissi uyandırdı bende. Merak unsuru son sayfaya kadar sizi kitaba çekecektir. İlginç, ilgi çekici, romantik ve sadık bir hikayesi var Meaulnes'ün ... "**İnsan bağışlanamayacak kadar ağır bir suç işledi mi, bir yandan dayanılmaz acılar çekerken, bir yandan da,
Adsız ÜlkeAlain Fournier · Can Yayınları · 2019681 okunma
Yeryüzünün Lanetlileri
7/10
·277 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 19:32
Aslında Yeryüzünün Lanetlileri'ini tez konum ırkçılık ve ırkçı şiddet üzerine olduğu için okumak istedim. Frantz Fanon bir psikiyatrist olarak hem halkın hem devrimin durumunu sömürge ve sömürgeci arasında başarıyla tanımlayabilmiş. Bazı görüşleri kitabın orjinali 1950 civarlarında yazılmış olsa da hala geçerliliğini koruyor. Hastaları hakkında savaş ve sömürgeciliğin psikolojik etkilerini de ayrıca güzel analiz etmiş. Geri kalan konular yazıldığı zaman gereği günümüze biraz çağ dışı kalıyor. Akademik çalışma yapacaklar için özellikle 19.yy ve öncesi için oldukça faydalı bir kitap, keyif için okuyacakları sıkabileceğini düşünüyorum.
1000Kitap
Yeryüzünün LanetlileriFrantz Fanon · İletişim Yayınları · 20211,254 okunma