Öncelikle şunu belirterek başlayayım hem Jean Christophe Grange'nin neredeyse tüm külliyatını okuyan, hem de İkinci Dünya Savaşı dönemine dair özel ilgisi olan biriyim. Mermer Adam kitabı da Grange'nin o dönemin Berlin'ini neredeyse sokak sokak tasvir eden, binaların oymalarına kadar betimleyen, o dönemde Nazi destekçisi olmayan Alman vatandaşlarının zamanın şartlarında nasıl boğulmuşluk hissi yaşadığını, hayatlarını nasıl zorlukla sürdürdüklerini ve süreç uzadıkça bunun nasıl zor bir hal aldığını çok iyi anlatıyor.
Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı sırasında ön saflarda savaşmak için giden bazı Nazi destekçisi askerler, kendini bu şekilde vatansever gören SS subayları dahi firar etmiş, yıllar sonra ortaya çıkmıştır. Böylesi canlı örnekler varken bunu bir de Grange gibi bir ustanın kaleminden okumak çok müthiş bir deneyimdi. Zaten son dönemde Grange, kitaplarının konuları, kurguları, kahramanları, olay akışından çok geçtiği coğrafyaları ve tarihsel dönemi iyi anlatımıyla öne çıkıyor. Zira uzundur dört dörtlük bir konu akışı ortaya çıkmıyor Grange romanlarında nedense.
Mermer Adam'a gelince konu aslında özünde ilginç. Hem o dönemde geçmesi açısından benim için değerliydi, hem de Naziler'in ileri gelen zenginlerinin eşlerinin birer birer cinayete kurban gitmesi, soruşturmayı da Gestapo'da-Nazi gizli haber alma teşkilatı-görevli bir SS subayının ele almasıyla öne çıkıyordu. Üstelik de soruşturmanın, ortaya çıkacak sonuçların suçluyu cezalandırmaya dönük değil tamamen failin bulunup örtbas edilmek için açıldığı düşünülürse...
Her şey katilin belli olduğu 550. sayfa civarına kadar birkaç noksanlığa karşın iyi gitti. Soruşturmayı yürüten SS Subayı Franz Beewen çok iyi kurgulanmıştı. Tıpkı Generations adıyla çevrilen-orijinali Unsere Mütter, Unsere Vater-dizideki gibi