“Ceketin sol cebinin astarında delik var, ama sakın diktirme,” dedim şaşkın Mevlut’a. “Sınavlarda kopyayı oraya saklarsın. Zaten biz bu ceketin faydasını okulda değil, akşamları boza satarken gördük. Gece yarısı, soğuk sokaklarda okul ceketiyle satıcılık yapan bir çocuğa kimse dayanamaz. ‘Evladım, okuyor musun sen?’ deyip ceketin cebine çikolatalar, yün çoraplar, paralar sıkıştırırlar. Eve gelince de ceketini tersyüz eder, içindekileri alırsın. Okulu bıraktım da sakın demeyeceksin. İleride doktor olacağım dersin.”
Keşke diziyi izlemeden kitabı okusaydım, diyip durdum. HBO, kitabı birebir ekrana aktarmış. Kitabın hayranları diziyi görünce sevinmiştir mutlaka ama tam tersi için pek mutluluk verici bir durum olmadı. Diziyi izleyip Kit Harington’dan başka Jon Snow (Jon Kar? Hayır lütfen) hayal edebilene bravo derim.
Sitem etmeyi bırakıp kitaba geçecek olursam, kitap akıcı ve sürükleyici bir anlatıma sahipti. Hikayeyi karakterler üzerinden bölerek anlatması tansiyonu daima yüksek tuttu ki bunu başarmak 850 sayfalık bir kitap için ne kadar zordur tahmin edersiniz. Ayrıca hikayenin sonunda herkese tek tek yeni ve bilinmez yollar çizmesi, ikinci kitaba geçmek için beni motive eden unsurlardan biri oldu. Biraz dinlenip sindirdikten sonra: Kralların Çarpışması
Sözün özü, keşke sinematik evreni kafamdan silebilsem.
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,9bin okunma