Bir Baltaya Sap Olamamış Frederik

Bir Baltaya Sap Olamamış Frederik
@frederikderler
Pdf okuyarak emeğe saygısızlık eder, popüler her şeye karşı, sanat filmi beğenmez, ithaki ve gerekli şeyler antisi, süslü dil karşıtı tertemiz bir Balkan çocuğu derler
Koca bir saçmalık
2/10
·144 syf.··
2025 1. kitabı
nereden başlasak ki.. kesinlikle gotik edebiyatının esintileri olan, kara mizaha çalan ama başarısız ve irite edici bir kitap. konsept olarak inanılmaz derecede umut vadeden bir kitaptı. tüm umutsuzlukların, tüm karanlıkların arasında aykırı kalan bir ruhun -Alan'ın- hikayesi. zaten hangimiz her zaman ait hissediyor ki bulunduğu yere..? kendilerini iple asanlar, zehir koklayarak ölmek isteyenler ya da cesaretlerinin nişanesi olarak harakiri ile ölmek isteyenlerin arasında hayat ışığı yayan Alan tam bir stereotip olarak karşımıza çıkıyor. Bir stereotip çünkü 'en mutlular en intihara meyilli olanlardır' gibi saçma bir iddiadan farklı bir şeyi yok. Ki az çok bu konu hakkında 3-5 bir şeyler okuyanlar bu duygu durum değişikliğinin int-har planından aylar hatta yıllar önce gerçekleen bir şey olmadığını, olsa olsa birkaç hafta için olduğunu bilirler. Rahatsız edici bir kitap çünkü ne zaman reşit olmayan bir kız ön plana çıksa cinselleştirilmekten öteye gitmiyor. Marilyn hakkında bildiğimiz her şey memelerinin ne kadar dik olduğundan öteye gitmiyor. Derin işlenen karakterler sadece anne ve baba. kadınların objeleştirildiği ve cinsellikten öte bir benliklerinin bulunmadığı yüzeysel bir kitap olarak kalıyor İntihar Dükkanı. kısa ve kafa dağıtmalık bir okuma olarak okunabilir desem de kadınların daha saygı gördüğü ve en azından pedo*fili altetni olmayan bir kitap tercih edebilirsiniz- moral çizgileriniz varsa tabii. #metrobüsteokudularım
Duygu ve Düşünce
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Herkes her şeyi okumasın derneği
5/10
·128 syf.··
2022 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2022 00:00
Instagram veya twitter gibi platformlarda aktif biriyseniz bu kitabı görmeme ihtimaliniz çok düşük, elbet kitap "influencer"ları MUTLAKA BUNU OKUYUN diye bir gönderi paylaşmışlardır. Çoğunluğun aksine bence ortalamanın altında bir kitaptı. Hele ki Japon edebiyatına yeni başlayan biriyseniz özellikle uzak durmanız gereken bir kitap. Dazai alışılmışın dışında olan kalemiyle nam salmış birisi ve kitaplarında kendi hayatından kesitler olduğunu söyleyenler de var. Haliyle bu ikisi birleşince ortaya çok ağır ve bunalım dolu bir yazım dili ortaya çıkıyor. Şahsen ben okuduğum sıralarda birkaç gün ara vermek durumunda kaldım çünkü bazı sayfalar kendini tekrarlıyor ve monotonluktan dışarı çıkamıyor gibiydi, bazı sayfalar ise o kadar umutsuzluk doluydu ki bunaldım. Hayattan küstüm, depresyona girdim, birkaç gün sonra depresyondan çıktım, Dazai okudum ve döngüyü tekrarladım. Belki kitabı sevmeme nedenim benim edebiyat hakkındaki görüşüm ile Dazai'nin kitaplarının çok örtüşmemesi de olabilir. Ben basitliği ve sadeliği severim ama Dazai ise abisinin düğününde yengesini ayar etmek için süslenip püslenen hatta utanmaz gibi beyaz giyinen görümce gibi takılır. Eğer bu kitap okuma listenizdeyse ve felsefe sevmiyorsanız veya duygu durumunuz belirsizse uzak durun. Maalesef ki kitap monotonluktan ve Dazai'nin (benim için sıkıcı sayılan) melankolik yazım tarzından öteye gidememiş. Japon edebiyatı sevdanız varsa Natsume Soseki, Yoko Ogawa ve Jun'ichirō Tanizaki okuyarak başlayabilirsiniz. Özellikle ben bir kediyim kitabını şiddetle öneririm. Ayrıca nedendir bilmem ama kitap İthaki'ye karşı olan nefretimi körükledi... (çevirmenlere laf yok)
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
6/10
·50 syf.··
2022 19. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 00:00
Stefan'ın benim kalbimde uzun zamandır özel bir yere sahip olduğundan dolayıdır objektif yaklaşamadığım bir kitap oldu. Önceki incelemelerde belirtildiği üzere Stefan'ın en zayıf kitaplarından biriydi. Her zaman çaresizliği konu alan Stefan'ın ilk defa bu denli mutluluğa odaklandığına şahit oldum. Yine klasik ölümlü sonlarına yer verse ilk iki hikayede okuru az da olsa mutlu etmeye çalışmış. Kitaba başlığını veren ilk hikaye Lyon'da Düğün kalbime dokundu diyebilirim. Umutsuzluğun insan ruhunu sardığı o boğuk anı harika betimlemeleriyle oradaymışçasına hissettirdi Stefan. İnce ruhlu yazarımız tabii ki dönem şartlarını da geleceğe aktarmayı başarıyor. Tarihi olaylara konu olan Lyon'daki karmaşayı ve umutsuzluğu herkesten farklı olan, umut dolu bir çiftle anlatıyor. İlk hikayeyi okurken Stefan ile bağ kurduğunuzu cidden hissedeceksiniz. İkinci ve üçüncü hikayeler ise çok sönüktü. Özellikle ikinci hikaye sanki yazarlığının ilk yıllarında ele almış da bir yolunu bulup yayımlanmış gibiydi. Klasikler serisindeki diğer kitaplarını da okuduysanız yazım dilindeki farklılıkları göreceksinizdir.
Edebiyat
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Punpun Punyama
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
İyi Geceler Punpun'un profilimde sadece okunmuş kalmasını istemediğimden ve hakettiğinden bir inceleme girmek istedim. Okulda sınıf arkadaşım sıranın altından gizli gizli okurken dikkatimi çekmişti, zaten birkaç yerde de görünce bir şans vermek lazım diyerekten başladım okumaya. Death Note, Tokyo Gûl gibi mangalara oranla belirli bir olay örgüsü yok, bir çocuğun günlük yaşamını okuyorsunuz. İçerisindeki tüm çocukların arka hikayesi üzücü... Fakat bizim karakterimiz Punpun daha da problemli. Öncelikle neden kuş? Mangaka karakter çiziminin basit tutulmasıyla arkasındaki zor hikayenin okunmasının daha kolay olduğunu savunmuş. Haklı da. İlk gördüğümde bir kuşun hayatını okumak çok eğlenceli olur diye düşünmüştüm ama artık geceleri uyuyamıyorum resmen(!) Afro Tanrı'dan tutun Albert Einstein hatta bok tanrısı bile var manganın içinde. Çok ince düşünülüp eklenen imgeler var. Punpun kişilik olarak da çok ilginç. Cümle bile kurmayan bir ana karakter riskli bir girişim olsa da çok başarılı bir sonuç elde etmişler. Punpun'un sevgiye olan açlığını okumak çok üzdü şahsen beni. Mesela sevdiği kız için bilim insnı olmak istemesi ya da babası seviyor diye sporla ilgilenmek istemesi... Son olarak mangada korkunç olan bir diğer şey ise çizimler. İnsan çizimleri çok gerçekçi ve haliyle korkunç. Tabii çizimlere ek olarak karakterlerin ani hareketleri biraz fazla korkutuyor. Son bölümdeki stand by me havası da çok hoştu eklemeden geçemeyeceğim.
İyi Geceler Punpun - Cilt 1Inio Asano · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2021822 okunma
Ben Kayla normal bir hayatı olan normal bir kız...
1/10
·511 syf.··
2022 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 08:54
Yani şu yazacaklarımı sabahın köründe elim titreyerek yazıyorum. En son ortaokulda okumuştum kitabı ama kitapçıkta elime gelince bir şans daha vereyim edasıyla elime aldım, almaz olsaydım! Rastgele açacağınız bir sayfada muhtemelen göreceğiniz kelimeler/cümleler: Dudağının kenarını kıvırarak gülümsedi (ibb.co/FbjyhPK şu tarz bir görsel canlandı bende) *Bir takım araba betimlemeleri* Züppe Taksiye bindim Karanlık bir çocuk Kahverengi gözler Sivilceli ve kilolu kadınlara edilen hakaretler mi dersiniz, herkese sürtük/orospu demeler mi yoksa sırf giyindiği kıyafet ve yaşı yüzünden insanlars edilen hakaretler mi... Her biri bu kitapta var. Ayrıca Meriç'in Alacakaranlık Edward gibi camdan odaya girmelerine çok güldüm KSKGLSLTLDV Çok problematik ve toxic bir ilişki olduğunu zaten kitabı okuyan herkes anlamıştır. Kadına sahip olmak ve birden fazla kadınla ilişkisi olmak badboy'luk değil şerefsizliktir, ahmaklıktır (yerli badboylarımıza laf söyletmeyiz ulan!). Buna ek olarak Kayla karakterinin sürekli bir erkek korumasına ihtiyaç duyması yüzünden kusacaktım. Yakasından tutup feminizm kavramını anlatmaya falan çalışırdım ama Meriç abimden dayak yiyebiliriz... Aaa unutuyordum az kalsın ana karakterler 16 yaşında! Ve Kayla'nın babasını bu kadar cinselleştirerek betimlemesi mide bulandırıcıydı. Son olarak Nermin Hanım'ın ve Kayla'nın karşılaşma sahnesinde neden iki tarafın da çığlık attığını anlamadım ama şu videoyu getirdi aklıma youtu.be/tylGS11cagc Meriç Tuna badboy değil bedboy der incelemeye nokta koyarım.
Edebiyat
Kötü ÇocukBüşra Küçük · Ephesus Yayınları · 20214,631 okunma