Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Eğlence veya sinirsel uyaranlardan gelen haz, doruk noktası aşıldıktan sonra, arkalarında bir boşluk ve bir üzüntü bırakırlar. Çünkü maddesel tatminler, duygusal heyecanlara hiçbir zaman ulaşamazlar ve bu sürekli bir hayal kınklığı getirir kişiye. İçsel güçlere bir katkısı olmayan, akıl ve sevgi özelliklerden kopuk bir çaba ile verimsiz uğraşılarının yarattığı bunaltıyı aşabilmek isteyen bir kimse, belki tüm enerjilerini bir anlık belirli bir hedefe yöneltmeyi başanrsa, anlık bir haz duyabilir, ama hepsi o kadar. İnsan olunmadan, insan üstüne atlamak mümkün değildir. Doruk noktasındayken amaca ulaştığını sanan insar, o bir anlık zafer sevinci geçince, içinde hiçbir şeyin değişmemiş ve aynı bunaltının tüm boyutları ile giderilemeden yerli yerinde olduğunu farkedince, derin bir hüzne kapılır. Eskilerin: "Post co- uitum animal triste est" (cinsel ilişkiden sonra hayvan üzüntülüdür) sözü, açıklamaya çalıştığım olayın sevgisiz ve maddesel cinsellik alanındaki görüntüsünü dile getirmektedir. Böylesi bir cinsel ilişki, anlık doyumlardan öte bir şey kazandıramaz insanlara ve doyuma ulaşabilmek için daha fazla cinsellik, daha değişik cinsellik gibi yanlış bir yola iter bireyleri. Sevgi olmaksızın, fiziksel ilişkilerden sevinç duymak mümkün değildir.
Psikoloji
Reklam
Güçlü ve akıllı olanlar ya da herhangi bir nedenle diğerlerinden avantajlı duruma gelenler, bu zor ulaşılan yerlerini koruyabilmek için, kendilerinden daha az güce ve imkâna sahip kimseleri zorla, şiddetle ya da yasal yollarla sindirip, bastıracaklardır. Ezilen sınıflar ise, ezenlerin yerine geçip, içlerinde yaşattıkları o avantajlı duruma gelebilmek için mücadele edecekler ve bu çekişme böylece sürüp, gidecektir. İnsanların yüreklerindeki "sahip olmak” ihtirası sönmedikçe, sınıf mücadeleleri de, bazen sert, bazen de yumuşak olarak sürecektir. Sosyalist bir dünyada sınıfsız bir toplum yaratılacağı düşüncesi de, insanların açgözlü davranmalarının önüne geçilemediği sürece, bir hayalden öteye gidemez.
Psikoloji
Açlık gibi fizyolojik sınırlan olan ve doyurulabilen fiziksel ihtiyaçlardan farklı olarak, ruhsal ihtiraslar (bedensel çabalarla tatmine ulaştınlsalar bile, tüm ihtiraslar ruhsal kökenlidir) bir türlü doyuma ulaştırılamazlar. Çünkü ihtiraslar tatmin edilseler bile, onlann yol açtığı içsel boşluk ve bunaltıyı, yalnızlığı ve depresyonları bu yolla doyuma ulaştırıp, çözümlemek mümkün değildir. İnsanın sahip olduğu şeyler, her an yitirilebilme tehlikesi taşıdığından, bu tehlikeden korunabilmek için, hep daha fazla şeylere sahip olma isteği ve ihtirası doğacaktır. Herkes daha fazlasını istediği için de, komşusundan bile çekinir, şüphelenir olacaktır. Onun kendi sahip olduklarını elinden alamamasını sağlamak, ancak kişinin daha güçlü ve daha saldırgan olmasına bağlıdır. Üretim ne kadar büyük olsa da, sınırsız arzulara yetişmekten her zaman uzak kalacaktır. İşte bu nedenle, bireyler arasında en çok şeye sahip olmak için her zaman bir mücadele ve savaş süregelecektir. Hatta sınırsız arzulara karşılık, sınırsız üretime geçilebilse dahi, bu mücadele ve rekabetin süreceğini söyleyebiliriz. Daha az sağlıklı ve saldırgan olamayan, mücadeleden yılan ve bu konuda pek yeteneği bulunmayan bireyler ise, kendilerinden çok şeye sahip olanları kıskanıp, duracaklardır.
Psikoloji
Başka bir deyişle, açgözlülük "sahip olmak" duygusunun doğal bir sonucudur. Bu açgözlülük ve sahip olma ihtirasının, bir cimrinin, bir yatınmcının ya da bir iş sahibinin davranış biçimi olması hiçbir şeyi değiştirmez. Temel olan, ihtiras sahibi bir kişinin, hiçbir zaman yeterli şeye sahip olamayacağı ve mutlu, halinden hoşnut ya da doyum içinde bulunamayacağı gerçeğidir.
Psikoloji
Hiç kimse, kendini yaşama bağlayan dayanaklannı yitirmek istemez. Ama her sahip olunan şey, eninde sonunda yitirilmek zorundadır. Bunların başında, mal ve mülk, sonra da onlara bağlı olarak toplumsal statü ve dostlar gelir. Yitirmek kaçınılmazdır. İnsan bir gün ve bilemediği bir anda ölmek durumundadır. Yani herkes herşeyini ve de yaşamını yitirecektir sonuçta.
Reklam