İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
İleriye doğru gitmemek, olduğu yerde kalmak, kısaca insanın kendisini sahip olduğu şeylere bırakması, aslında bir rahatlık arayışıdır. Çünkü insan, sahip olduğu şeyleri tanır ve onlarla beraberken rahattır, onlara sıkıca tutunabilir. İnsanlar genellikle bilinmeyene ve tanınmayana atılmaktan korkarlar. Belki adımı attıktan sonra, korkulacak bir şey olmadığı ortaya çıkar ama harekete geçmeden önce olay bize tehlikeli, bu yüzden de korkutucu gözükür. Eski ve denenmiş olan, güvenlik verir bize ya da en azından biz öyle düşünürüz. Oysa her yeni adım, başarısızlık tehlikesini de beraberinde getirir. İşte bu özellik, insanların özgürlükten korkup, kaçmalarının da en önemli nedenlerinden birisidir (*).
Bir toplumsal sistemi değerlendirirken, o sistemin üyelerine nasıl bir "bir olmak" yaşantısı ve dayanışma önerisi getirdiğini ve sosyo-ekonomik yapısının koşullannın bunların gerçekleştirilmesine imkân verip, vermediğini iyi incelemek gerekir.
İnsanın ruhsal yeteneklerinin gelişmesi ve içsel güdülerinin en alt düzeye indirgenmesi sonucunda, insan ile doğa arasındaki birlik kopmuştur. Bu durumda, kendimizi tümden izole edilmiş gibi yalnız hissetmekten (ve böylece deliliğe yaklaşmaktan) kurtulabilmek için, hem diğer insanlar ve hem de doğa ile yeni bir "bir-olmak" duygusu yaratmak zorundayız. Bir olmak ihtiyacı ve arzusu, yaşantımızda kendini çok çeşitli biçimlerde ortaya koyar.
Karşılık beklemeden vermek, bir şeyler hediye etmeye (karşılıksız kan vermeye, yaşamını bir diğer kimseninkini kurtarabilmek için feda etmeye) hazır olmak, o kişinin gerçekten sevgi dolu olduğunun bir kanıtıdır. Çoğu kez rastlanan ve iki kişilik bencillik demek olan "yanlış sevgi” ise, insanları daha da bencil kılmaktan başka bir şeye yaramamakta- dır. Gerçek sevgi, sevebilme yeteneğini ve başkalarına bir şeyler verebilme yatkınlığını geliştirir. Bir kişiyi gerçekten sevmek, onun kişiliğinde tüm dünyayı sevmek demektir.