Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Yasaklamalar; cinselliğe düşkünlük ve sapıklıklar, ortaya çıkarırlar, ama cinselliğe düşkünlük ile sapık eğilimler, insanlan özgür kılamazlar.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özgürlüğe giden tek yol, içsel bağımsızlığa ulaşmaktan geçer.
Psikoloji
Varlığı özel mülkiyet, kâr ve iktidar üzerine kurulu bir toplumda yaşadığımız için, düşünce ve değer yargılanınız önceden belirlenmiş gibidir. Bu nedenle, endüstri toplumlarındaki bireylerin en kutsal ve en doğal haklarının; kazanç, mal-mülke sahip olmak ve kazanç için çalışmak olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir durumda, mülkiyetin nereden gelip, nasıl elde edildiği önemli olmadığı gibi, ona sahip olmak kişiye bazı sorumluluklar da getirmez. Bu anlayışın temel ilkesini şöyle özetleyebiliriz: "Mülkiyetimi nereden ve nasıl elde ettiğim, aynca onu nasıl kullandığım, kimseyi ilgilendirmez. Yasalara karşı gelmediğim sürece, haklarım mutlak ve sınırsızdır."
Psikoloji
Bazı durumlarda eşler, ilk dönemlerdeki o güzel duygulan- nm canlanması özlemi ile, yeni eşler edinirlerse bu duyguların yeniden gündeme geleceği hayaline kaptırırlar kendilerini. Sevgiden başka bir şey istemeyen bu kişiler için aslında sevgi, kendi benliklerinin bir ifadesi değil, bir put ya da kendilerini adamak istedikleri bir Tannça'dır. Bu gerçeği, yani eski bir Fransız şarkısında söylendiği gibi "sevginin, özgürlüğün çocuğu olduğunu" farkedemedikleri sürece, başarısız kalmaya mahkûmdurlar. Sevgi Tannçası’nın tapımcıları sonuçta öylesine bir pasivi- teye düşerler ki, her şey can sıkıcı gelmeye başlar ve o ilk zamanlardaki çekici gelen şeyler, tiksindirici hale gelirler.
Psikoloji
Aşkın ilk dönemlerinde her iki taraf da, diğerinden emin olamadığı için dikkatlidir ve öbürünün kalbini kazanabilmeye çalışır. Canlı, hareketli, ilgi çekici ve bu canlılıklan yüzlerine yansıdığı için de güzeldirler. İkisi de birbirlerine sahip olmadıklarından, enerjilerini olmaya, yani vermeye ve karşı tarafı canlandırmaya yöneltmişlerdir.Bu durum, çoğu kez evlilikten sonra değisiverir. Evlilik sözleşmesiyle eşler birbirlerinin bedenleri, duyguları ve ilgi alanları üzerinde hak sahibi olurlar. Artık kazanılması gereken kimse yoktur. Çünkü sevgi sahip olunabilecek bir nesne, bir mülkiyet haline gelmiştir. İki taraf da, sevgiye değer olmaya, sevgiyi canlandırmaya çaba göstermemeye başlayınca, herşey can sıkıcı olur ve güzellikler yitirilir. Hayal kınklığına uğrayan eşler çaresizdirler. Kendi lerine "başlangıçta bir hata mı yapmıştık? Yoksa karşımızdaki- ni tanıyamamış mıydık? Veya ben mi değiştim?" gibi sorular soran eşler, genellikle karşı tarafı suçlu bulup, kendilerini aldatılmış hissederler. Anlayamadıkları şey, artık ilk zamanlardaki gibi birbirlerini seven insanlar olmadıklarıdır. Sevgiye sahip olabileceklerini sanma hataları, onların birbirlerini sevmelerine engel olup sevgiyi yok etmiştir. İşte bir kez bu düzeye gelince, çiftler yeniden sevebilmeyi denemek yerine, sahip oldukları ortak şeylere yönelirler. Para, toplumsal yer, ev, çocuklar gibi konular sevginin yerini alır ve sevgi ile başlayan bir evlilik böyle- ce çoğu kez, dostane bir mülkiyet ortaklığına dönüşür. İçine kapalı, bencil ve birbirinden kopuk iki kişinin bu beraberliğine de yanlış bir tanımla "aile" denir.
Psikoloji