Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Yahut politik kariyerinin başlangıcında namuslu ve cesur olan bir politikacının, yönetime gelince bu özelliklerini yitirdiği çok görülmüştür. Bunda belki yaşın ilerlemesinin ve fiziksel sorunların da rolü olmuştur. Ama şurası kesin ki, küçük bir kabilede yöneticiyi ve otorite kullanan kişiyi değerlendirmek ne denli kolaysa, günümüzün sistemlerinde adaylan dolaylı yoldan ve çoğu kez çarpıtılmış biçimlerde tanımak zorunda kalan milyonlarca seçmenin, yöneticileri hakkında bir yargıya vannalan da. öylesine güçtür.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okullar öğrenciye, "kültürel nesnelerin" belirli bir görüntüsünü vermek çabasındadırlar. Yıl sonunda ise, öğrencinin bu verilenden hiç değilse bir şeyler edindiğini kanıtlaması istenir. Bu nedenle ona, bir kitabı, yazarın ana fikrini ve anlatmak istediği şeylerin bir özetini çıkarabilecek biçimde okuması öğretilir. Bu yolla Eflâtun, Aristo, Descartes, Spinoza, Leibniz ve Kant’tan, Heidegger ile Sartre’a dek bütün önemli düşünürleri öğrenen öğrencilerden, her düşünürün söylemiş olduğunu aynen tekrarlayabilenler, en başarılı olarak değerlendirilirler. Bu durumu ile öğrenci, iyi bir müze rehberi gibidir. Asıl ona gerekeni, yani bütün bu söylenenlerin gerisindeki özü, öğrenememiştir çünkü. Halbuki öğrenci, düşünürlerin teorilerini tartışmak, adeta onlarla konuşarak, bilgiyi kendine mâl etmek ve tazı sorunlara ağırlık verirken, kimilerini de parantez dışına almak zorundadır. Gerçek bir öğrenme ancak böyle olur. Ayrıca, düşünürün gerçekten yeni olan görüşleriyle, zamanın zorlamaları ve düşünsel alışkanlıktan ile teorisine yansıyan bölümlerini birbirinden ayırabilme bilgisi ve yazarın ne zaman gerçekten kendi kalbini ve akimı kullandığının, ne zaman da söz gevezeliğine kaçtığının anlaşılması gibi en gerekli konular, hiçbir zaman öğretilen şeyler olmamaktadırlar.
Psikoloji
Okuma sırasında (konuşmada olduğu gibi) "neyin" okunduğu (ya da kiminle konuşulduğu) oldukça önemlidir. Ucuz ve sanattan uzak bir roman okumak, gündüz zamanı hayal görmekten farklı değildir. Böyle bir kitap, okurda hiçbir üretici tepki doğurmaz. Tıpkı boş bir televizyon programı seyrederken, düşünülmeden atıştırılan çerezler gibi, bu roman da öylesine "yutulur".
Psikoloji
Yabancılaşmış hatırlamanın başka bir örneğini, hafızada tutulmak istenen şeyleri yazıp, not etmekte buluruz. Onu kâğıda dökmekle, düşünceleri ileride sahip olunacak birer bilgi verisi haline dönüştürmüş oluruz. Ama kendi kişiliğimize onunla bir katkı yapmamışsak, bizdeki etkisi derin olmaz ve yazılı kâğıdın kaybolması ile hatırlama yeteneğimiz bizi terkeder. Böylece bir bilgi deposu haline gelen ve bizim dışlanmış bir bölümümüzü oluşturan notlar unutulurlar. Yani kişi kendini, yazılara ve kâğıtlara bağımlı kılmış olur.
Psikoloji
Olmak İnsanının Düşünce Yapısı
Olmak kökenli hatırlamada ise, sözcükler, düşünceler, resimler veya müzikle bilince cağrılan, mekanik bir şey değil, aktif bir canlılık ya da tüm boyutu ile yaşanan canlı bir olaydır. Hatırlanmak istenen şeyle, ona bağlı özellikler arasında bağlantılar kurulur. Ama bu bağlantılar mekanik ya da yalnızca mantıksal değil, canlı bazı izlenimlere dayanarak ve onların aracılığı ile gerçekleştirilir. Kavramlar birbirlerine düşüncenin (ya da duygunun) üretici bir eylemiyle bağlıdırlar ve istenilen izlenim arandığında, hemen etkinlik gösterirler. Basit bir örnek verecek olursak: "Ağrı" veya "Aspirin" sözcüğü ile "başağrısı" sözünü birleştirirsek, mantıklı ve geleneksel düşünce çerçeveleri içinde kalmış oluruz. Ama eğer olayı bütünlüğü içinde düşünecek olsaydık, aklımıza "stres" veya "sinirlilik" gibi şeyler, yani olayın olası nedenleri de birlikte gelmiş olacaktı. Bu tür bir hatırlama, kendi başına bile, üretici bir düşünce olmak özelliğini taşıyacaktır. Böyle canlı bir hatırlama konusuna en iyi örnek Freud'un Rüya Yorumu Teorisi’ndeki "serbest çağınşımlar" yöntemidir.
Psikoloji