Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Sahip Olan Karakter Yapısı Örnekleme
Sahip olmak yönlendirilmesi altındaki öğrenciler, bir dersi şöyle dinlerler: Bir yandan anlatılan şeyleri dinleyip, onlar arasındaki mantıklı bağları yakalayarak, anlamı kavramaya çalışırlarken, öte yandan da bütün anlatılanları defterlerine not ederek, gelecek sınavda başanlı olmayı amaçlarlar. Ama bu arada, anlatılan şeylerin içeriği üzerine pek düşünmez, ona karşı bir tavır almazlar. Böylelikle öğrendikleri şeyler, onların düşünce dünyasının bir parçası haline gelmediği için, kişisel gelişme ve evrimlerine hiçbir katkıda bulunamazlar. Bu öğrencilerin yaptıkları, duydukları ve hafızalarında sakladıkları teorileri, yeri gelince eksiksiz ve katkısız olarak yinelemekten ibarettir. Konunun içeriği ile öğrenci, birbirlerine yabancıdırlar. Öğrenci, başkaları tarafından varılan (ya onların kendi vardıkları ya da başkalarından alıntı yaptıkları) bazı sonuçları mülkiyetini eline geçirmiş, bu düşüncelere "sahip olmuştur".Öğrencilerin tek amacı vardır: "Öğrenilmiş" olanı saklayıp, tutabilmek. Bunun için, ya bunlan hafızalarına iyice yerleştirmek ya da bazı notlar, grafikler ve çizimlerle kâğıt üzerinde zaptetmek zorundadırlar. Yeni bir şey yaratmalarını veya olağandışı bir şey becermelerinin de hiç gereği yoktur. Sahip olucu karakter yapısındaki birisi için, yeni düşünceler ve fikirler, daha önce kafasına yerleştirdiği şeylerin tümünün yeniden gözden geçirilmesine ve yeni sorular sorulmasına yol açacağından, rahatsız edici olacaklardır. Dünyaya bakış açısı ve insanlarla ilişki biçimi, sahip olmak ilkesine göre ayarlanmış bir insan için kolayca sınıflanamayan, böylece de gelişen, değişen ve denetim altına alınamayan her düşünce, huzursuz edici ve korku vericidir.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mülkiyet ve kâr elde etmenin, en önemli amaçlar olduğu bir toplum yapısı içinde, olmak eğilimine yönelik davranışlara pek sık rastlanmazken, sahip olmak ilkesinden kaynaklanan tavırlar, hemen her insanda ortak bir tutum olmak durumundadır. Öylesine ki, bir çok kişi bu türlü bir davranış, tek seçenekmiş gibi görür, yaptığının doğru olduğuna inanır. İşte tüm bunlar, olmak kavramının, o kendine özgü yapısının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. İnsan davranışlarını içeren her konuda olduğu gibi, kavramlara soyut ve yalnızca düşünsel açıdan yaklaşmak, bizi boş bir söz kargaşasına sürüklemekten öte bir işe yaramaz.
Psikoloji
Ama her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren. tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için de. insanlar yeniden ve daha fazla qtüketime yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modem tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmektedirler: "Ben, sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim."
Psikoloji
Canlı olan yapılar (ya da varlıklar) olgunlaştıklan zaman "olmak"tadırlar ve ancak değişebildikleri sürece vardırlar. Çünkü gelişme ve değişme, yaşam sürecine sıkı sıkıya bağlı iki temel ilkedir.
Psikoloji
Sahip olmak kavramının, insan varoluşunun en doğal bir özelliği olduğuna inananlar için, birçok dilde sahip olmak kavramına eşdeğer bir sözün olmadığını öğrenmek, sanırım şaşırtıcı olacaktır. İbranice'de sahip olmak yerine, onun dolaylı (endirekt), biçimi olan "jest li" (o bana) sözü kullanılır. Dünyadaki bazı başka dillerde de, sahip olmak böyle dolaylı bir yoldan anlatılır.
Psikoloji