İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bunalım içinde olmaktan, uykusuzluktan, evlilikte mutsuzluktan, işlerini sevememekten ve bunlara benzer birçok güçlüklerden yakınıyorlar. Genellikle .şu ya da bu belirli bir güçlüğün tek sorunları olduğunu ve eğer o güçlüğü yenerlerse sorunlarının çözümleneceğini sanıyorlar. Gerçekte bu hastalar sorunlarının bunalım ya da uykusuzluk. evlilikteki, işlerindeki falan sorunları olmadığını anlayamıyorlar. Bu çeşitli yakınmalar aslında şöyle ya da böyle belirli bir güçlükten sızlanan çeşitli kimselerin kültürümüzün izin verdiği oranda açıklayabildikleri çok daha derinde yatan bir şeyin bilinçlerine ulaşabilen dış görüntüleridir. Yakınmaların gerçek; ortak nedeni. insanın kendinden. çevresindeki insanlardan ve doğadan yabancılaşmasıdır: Yaşamın parmaklarının arasından kum gibi akıp gitmekte olduğunun; yaşamadan ölüp gideceğinin bolluk içinde yaşanan yaşamın bile sevinçten, kıvançtan yoksun olduğunun farkına varmış olmasıdır.
Büyük yol göstericilerin öğretileri, anasının, babasının, arkadaşlarının, sevdiklerinin gücünü sevgiden alan yardımları yararlı olabilir ama ancak insan varoluşun sorumluluğunu üstlenip ona göre bütün gücüyle ve yüreklilikle gerekeni yaparak kendi kendine yardımcı olabilir.
Bu hırsızlık aynı zamanda, acımasız var olma mücadelesinde anlamsız bir engel olan ahlak anlayışının çürüdüğünü veya parçalandığını da gösteriyordu. Sevgi ve arkadaşlık kanunlarının geçtiği Güney'de özel mülke ve kişisel duygulara saygı göstermek iyiydi; ama sopa ve diş kanunlarının işlediği Kuzey'de böyle şeyleri hesaba katan aptallık etmiş olur (...)