Sevginin bu denli şişirilmesi, olsa olsa değerini düşürür- üstelik sorunu da çözmez.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Alıntı
Bir şeyin hakikati daima kendi dışındadır çünkü.
Sayfa 129 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Çocuk kendi birliğini, bütünlüğü ötekinin bakışı aracılığıyla deneyimler.
Sayfa 127 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Psikoloji
... asıl felaket hüsrandan kaçınmaktır. ... "Hüsrandan kaçınmak," diye devam eder Bion, "fikir ve düşünce yardımıyla deneyimden bir şeyler öğrenmenin yerine alimi mutlaklık varsayımını koyar." Hüsrana katlanamıyorsanız, tatmine ulaşmak için başkalarına bağımlı olmaya ve başkalarının katılımına katlanamıyorsanız, kendinizi zaten her şeye sahip ve her şeyi bilir konumda görmeniz gerekir (bu durumun teolojik biçimi, Tanrı'nın yarattığı canlılara ihtiyaç duyup duymadığı ve duyuyorsa böylesine bir ihtiyaç içindeyken nasıl Tanrı olunabileceği sorunsalıdır). Birey kendi sınırları içinde hüsrana alimi mutlaklıkla, alimi mutlaklık yanılsamasıyla çare bulur (bir yerlerde hüsrandan muaf bir figür olmalıdır ve bu figür de Tanrı' dır; hüsran duyması gerekmeyen biri olduğunu hayal etme ihtiyacı duyarız). ... Freud ve Bion için tatmin olmanın yolu düşünceden geçer; onlara göre yemeğimizi sindirmeden önce hüsranımızı sindirmemiz gerekir. :)
Sayfa 30·Kitabı okuyor
-ne arzu ederdiniz?/-bir kuple hayal kırıklığı,lütfen
... tragedyaların genelinde hüsranı, intikama dönüşenler -Cavell'ın deyimiyle işi "dünyayı katletmeye" vardıranlar- ve dönüşmeyenler diye sınıflandırmak faydalı olabilir. ... Freud'un bize anlatmak istediği hikaye de budur: bireyin kaderinin hüsran karşısında aldığı tavırla nasıl bağlantılı olduğu. ... Freud, "ruhsal denge durumunun en başta içsel gereksinimlerin ivedi talepleri tarafından sekteye uğratıldığı" üzerinde durur. Bu tabloda ruh bir denge, göreli bir uyum içindedir ve bir aşamada arzular bu uyumu bozar. ... istekleri yüzünden rahatı kaçan bir varlık imgesi vardır. ... Freud basit bir süreci tanımlıyor: Açsınız, leziz bir yemek fantazisi kuruyorsunuz, bu fantazi sizi doyurmuyor, beslenmenize ya da doymanıza yol açmıyor ve tahayyül ettiğiniz bu yemeği gerçek dünyada nasıl bulabileceğinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Burada sürecin başında halüsinasyonlar yani fantaziler vardır ve sonunda da arzuladığınız yemeği gerçek dünyada elde etmeye çalışırsınız. Bu yemek en iyi ihtimalle esas istediğinize yaklaşmaktan öteye geçemez, ama gerçekten yiyebileceğiniz bir şey olma avantajı taşır. Kritik nokta beklenen tatminin gerçekleşmemesi, hayal edilenin gelmemesidir; arzu eden bireyi gerçekliğe sevk eden şey hayal kırıklığıdır. Hüsran karşısında bireyin müracaat ettiği ilk yol, fantazi vasıtasıyla mükemmel ve hüsran yaratmayan bir figür oluşturarak kendini tatmin etmektir. Bu başarısızlığa uğrayınca geriye sadece gerçekliğe dönmek kalır. Önceden arzulanan tatminin başarısızlıkla sonuçlanması daha gerçekçi bir tatmin olasılığına yol açar.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Ağabeyim Tanrı'yı bazen Freud ile aldatıyor. Yıllardan beri psikanalize gidiyor.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Reklam
Reklam