Neden yaşamadığımız olaylar hakkında yaşadıklarımızdan daha fazla şey biliyormuş gibi görünürüz? Çünkü çıkıp gitmeyi sadece bu mümkün kılar ve hayal etmemize yoksunluk sebep olur. Freud'un "düşüncede eylem denemesi" tabir ettiği şey, tatmin olma isteğiyle "ya şöyle olsa?" diye sormaktır. Korkunun doğurduğu ihtimallerin cazibesine kapılırız. Alimi mutlaklık bir vesile ve bahanedir. Böyle bir senaryoda neyi geride bıraktığımızı bilmeden çıkıp gideriz. Amaç neyi geride bıraktığımızı bilmemektir denebilir.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Bu minvalde iki şey öne sürmek istiyorum: bir varsayım ve bir tanım. Varsayımım şu ki, bazen -belki de çoğunlukla- deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında daha fazla şey bildiğimizi düşünürüz; deneyim yaşamama tecrübesine taktığımız ad "hüsran"dır. Mesela psikanaliz seanslarında, insanların yaşadıkları deneyimleri anlatırken yaşayamadıkları deneyimlerden bu kadar çok bahsetmeleri ve mahrum kaldıkları şeyler hakkında bu denli otoriter, tutkulu ve kendinden emin bir tavırla konuşmaları bana çarpıcı geliyor. Örneğin bir erkeğin ya da kadının, eşinde nelerin eksik olduğunu ve söz konusu eş belli açılardan değişecek olsa hayatlarında nasıl farklılıklar yaşanacağını bilmesi sık rastlanan bir durum. Benim kanaatim şu yönde: Deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünerek yaşıyoruz. Ve belirli bazı okumalar bu tuhaf otoriteye -tecrübesizliğin otoritesine, bir şeyleri yapmamaktan kaynaklanan kanıya- yardakçılık ediyor --- Algının istekler vasıtasıyla çarpıtıldığını göstermeye çalışırken Freud'un anlatmak istediği, karşımızda duran şeyin yalnızca istediğimiz taraflarını gördüğümüz ve bilmenin (ve bilmemenin) hakikatten ziyade istekle ilgili olduğuydu. --- Çocuk coşku dolu bir geleceğin teminatım ister, yetişkin öyle bir şey olmadığının tasdiklenmesini. Çocuğun arzusu çocukluktan çıkmaktır, yetişkinin arzusuysa değişim isteğinden kurtulmak. --- ...bastırma, deneyimlerin -ya da belli bir deneyimin- bireyin içinde bir yerlerde cereyan etmesi ama bilinçli öznenin bunu yaşamamasıdır. --- Deneyimlemediğimiz şeyler hakkında bildiklerimiz deneyimlediğimiz şeyler hakkında bildiklerimizden daha fazlaymış gibi yaşarız ve bu da arzuladığımız deneyimlerden uzak durmamıza,
Sayfa 104·Kitabı okuyor
Reklam
Psikanaliz ve rüya yorumlamada okültizm
Psikanaliz, şüphesiz sizi en çok ilgilendiren soruya, bu bulguların nesnel gerçekliğine inanıp inanmayacağımıza doğrudan cevap veremez. Ancak onun yardımıyla ortaya çıkarılan meteryal bütün olaylarda olumlu yönde bir izlenim yaratmaktadır.
Sayfa 95 - Olimpos Yayınları
Alıntı
Düşünce aktarımında karar kılmanız hâlinde okült gerçeği oluşturanın -tanınamayacak derecede bozulmuş hâlde dururken onu ortaya çıkaranın- analiz olduğunu unutmayın.
Sayfa 89 - Olimpos Yayınları
Alıntı
..başka deyişle, ruh dediğimiz fenomen, insan pişesinin bilinçöncesi istidadında evrensel olarak mevcut bulunan otonom bir ilksel imgenin varoluşuna dayanır. Her zamanki gibi bu sorunla hastalarımın rüyalarını incelerken karşılaştım.
Sayfa 249·Kitabı okuyor
Alıntı
Freud' un belirttiği gibi, çocuğun anne babasına söylediği ilk başarılı yalan --ebeveynlerinin onun zihnini okuyamadıklarını ve dolayısıyla da alimi mutlak varlıklar olmadıklarını kendine kanıtladığı an- bağımsızlığının ilk anıysa, aynı zamanda terk edilmişliğiyle de yüzleştiği andır bu. Önünde olasılıkların mahremiyeti açılmış olur. Bir şey yanınıza kar kalırsa -gerçi durumun daha ziyade yanınıza kar kalan şeyin ne olduğuna göre değiştiğini de göreceğiz- hem iyi hem de kötü yapmış olursunuz. Hem kurtulur hem de korumasız kalırsınız. En azından geçici olarak kendinizi bir şeyden özgür kılarsınız ama bunun akabinde bu yeni özgürlükle başa çıkmanız gerekir. Deyimin muğlaklığı bir ölçüde içerdiği tuhaf özgürlük anlayışında yatar. Coşku korkuyu maskeler.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam