Narsisizm Üzerine, Sigmund Freud’un insanın kendine yönelttiği sevgi ve ilgiyi anlamaya çalıştığı önemli metinlerden biridir. Freud, narsisizmi yalnızca kibir ya da kendini beğenmişlik olarak ele almaz; insan ruhsallığının gelişiminde yer alan temel bir süreç olarak inceler. Ona göre belirli ölçüde narsisizm, her insanda bulunan doğal bir durumdur. Sorun, bu yapının kişinin ilişkilerini ve gerçeklikle bağını bozacak düzeye ulaşmasıyla ortaya çıkar.
Kitap kısa olmasına rağmen yoğun bir içerik sunuyor. Freud’un kullandığı dil yer yer akademik ve ağır gelebilir. Ancak psikanalizin temel kavramlarının nasıl şekillendiğini görmek isteyenler için değerli bir kaynak. Özellikle günümüzde sıkça kullanılan “narsist” kavramının aslında ne kadar karmaşık bir psikolojik yapıyı ifade ettiğini göstermesi bakımından dikkat çekici.
Kitabı okurken aklıma sürekli günümüz geldi. Çünkü artık “narsist” kelimesi neredeyse günlük hayatta bir hakaret ya da susturma aracına dönüşmüş durumda. Bir insan hayır dediğinde, sınır koyduğunda, kendi değerinin farkında olduğunda veya herkesi memnun etmeye çalışmadığında hemen “narsist” etiketi yapıştırılabiliyor. Oysa bunların hiçbiri tek başına narsisizm göstergesi değildir. Sağlıklı benlik saygısı ile patolojik narsisizm aynı şey değildir.
Daha da ilginç olan, bazı gençlerin narsist olmayı güçlü, karizmatik ya da havalı bir özellik gibi sunmalarıdır. Empati eksikliğini, sorumsuz davranışları, bencilliği veya insanları kırmayı “Ben narsistim, yapacak bir şey yok” diyerek meşrulaştırmaya çalıştıklarını görmek mümkün. Halbuki narsisizm bir övünç kaynağı değil, psikolojik bir kavramdır. Kişilik özellikleri sosyal medya etiketlerine indirgenecek kadar basit değildir.
Bu nedenle bir başka önemli noktayı da hatırlatmak gerekiyor: Bir kişiye “narsist”