Jiyeong, “Nasıl kullanmayayım ki,” dedi. Bebeğe bakmak zorundayım. Çamaşır, temizlik… Bileğimi kullanmadan bunları nasıl yapabilirim ki?”
Jiyeong’un sitemkar ses tonuna gülmeden edemeyen doktor, “Eskiden,” dedi; “çamaşırları tokmakla yıkardı kadınlar. Ateş yakıp kazanda kaynatır, sonra da yere çömelip bir güzel çitilerlerdi. Bugün çamaşırı makine yıkıyor, evi süpürge süpürüyor. Siz zamane kadınları hala neden bu kadar yakınıyorsunuz, anlamış değilim.”
“Öyle ya,” dedi Jiyeong içinden. “Kirli çamaşırlar tıpış tıpış yürüyerek makineye giriyor zaten. Suyu, deterjanı kendileri koyuyor, makine zaten kendi kendine çalışıyor. Sonra da mis gibi tertemiz çıkıp tıpış tıpış askıya diziliyorlar. Elektrikli süpürge ıslak bezi kaptığı gibi evi köşe bucak tertemiz ediyor, üstüne bir de bezi yıkayıp asıyor. Hayatında hiç bu aletleri kullanmışlığın var mı acaba senin?”
Doktor bilgisayar ekranından hastanın özgeçmişini inceledikten sonra, anne sütüne zararı olmayan birkaç ilaç yazdığını söyleyerek fareyi birkaç kez tıklattı. “Eskiden,” dedi Jiyeong içinden; “hastaların özgeçmişlerini tek tek bulup, reçeteyi de elle yazarlardı. Zamane doktorları neyin zorluğundan bahsediyorlarsa? Eskiden ofis çalışanları ellerinde bir tomar raporla amirlerinin kapısında imza beklerdi, zamane çalışanları zorluk ne görmemişler. Eskiler pirinci elle serper, orakla biçerdi, zamane çiftçileri neyin zorluğundan bahsediyorlar?” Gerçekte kimse böyle şeyler söylemiyor, çünkü günümüzde hayatın her alanında fiziksel emeği azaltan teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Ama söz konusu ev işi olduğunda kimse buna yanaşmıyor. Jiyeong da insanların “ev işleri” konusunda nasıl ikiyüzlü davrandığını ancak kendisi de bir ev kadını olduktan sonra görmeye başlamıştı. Kimisi, “Evde keyfine bakıyor,” diyerek ev kadınlarını