"Yeni kuşaklar bizi ölçüp biçerken, kocaman bir imparatorluğun tepemizde aralıksız çatırdadığını hiç akıllarından çıkarmasınlar! Gerçekten çok zor bir yaşamaydı bu... Arada bir gövdemizden bir parça koparıp alıyorlar... Bundan sonra biraz rahat bırakılsanız ya... Hayır! Tartaklıyorlar sizi, hiç acımıyorlar. Üstünüz, başınız, yüzünüz gözünüz kan içinde... Güçten düşmüşsünüz. Hem bilek gücünden hem de akıl gücünden... Tam, 'Bu kez aklım erdi. Derdin dermanını buldum!' diyorsunuz. Bakıyorsunuz, ilaç yanlış... Nöbetler hem şiddetleniyor hem sıklaşıyor. Tepesinde hep o çökme çatırtıları... Uyanması olmayan bir korkulu düş. Göğsünüzden karabasanların biri kalkıp üstünüze birkaçı birden çöküyor. Biraz soluk alamıyorsunuz ki, çevrenizde olup bitenlere bakabilesiniz. 'Bakabilesiniz' diyorum. Akıl erdirmek başka bir şey..."
"Ölümü gözlerimle gördüm bu sefer... Anladım nedir. Her ölüm bizden bir şey alır götürür derler ya... Sanmam! Her ölüm galiba gidenlerden bir şeyler bırakıyor! Ağır şeyler..."
"Yazıyorsun! Okuyorum! Ne yazıyorsun? Gördüğünü yazıyorsun. Neyi görürüz? Gördüğümüzü nasıl anlarız? Herif ne demiş? 'Aklınla bulamazsan, gördüğünden de hiçbir şey anlamazsın,' demiş... Doğru söylemiş... Görünürdeki olaylar birbirini tutmaz, parça parça maskaralıklar... Bunları birbirine bağlamak için akıl ister... Yoğurup yeni anlamlar çıkaracaksın! Öyle anlamlar ki, geçmişlerin karanlıklarını aydınlatacak... Günün en dolaşık düğümlerini çözecek... Geleceğe de yol gösterecek..."