Bir fazla almak bir fazla olmak değil.
Kimler var, vermekle tam kalmışlar.
Üstenlik dışından parlamak değil.
Yerlerden çok kaçmak toplamışlar.
Ne iyi kırık bir şişe olmak,
Yıkıl bir ev, çatlak bir bardak.
Gene de bir şişe, bir ev, bir bardak.
Giderken de biraz daha kendi kalarak.
Evler, ampuller, bardaklar olacağım,
Oluşmak için neysem öyle kalarak.
Sen boyuna yanımda değişeceksin,
Boyuna öleceksin, ben bakacağım.
“Kafalarındaki saplantıya öyle bir dalmışlardı ki,” demişti bana Clotilde Armenta, “lambanın gazını bile içseler üzerlerindeki baskıdan kurtulacak durumda değillerdi.”