Bin işçi varoluş mücadelesinde bir işçiye yardım edebilir; ama bin yoksul bir parça ekmek için bile bir yoksula yardım edemez. Yoksul, aç, çaresiz bir insan tam olarak yapayalnızdır.
Aç olanlar yönetmek değil yemek istiyor; yoksulluğa göre kimin yönettiği fark etmez; tek önemi olan bizim, insanların neler hissettiği. Yoksulluk ne bir gelenek ne bir sınıf, o bir felaket; acil insani yardım için aranırken, tek bulabildidiğim şey o soğuk sınıf yönetimi öğretisi.
Uygarlığın bütün nimetlerinin arasında, bütün o maddi ve ruhsal zenginliklerin ortasında hepimiz merhametsiz bir kuşku, kaygı ve huzursuzluk içindeyiz.
Herhalde doğmadan önce çok kötülük ettik, ya da öldükten sonra çok büyük bir mutluluk tadacağız ki, tanrı bu yaşamın kefaretinin tüm işkencelerle, tüm acılarla ödenmesine izin verebiliyor.