sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir
¬
Değişmeyi istiyorum, gönülden istiyorum hem de. O halde nasıl değişmeme kararı alabiliyor olabilirim?
FİLOZOF: Bazı ufak tefek güçlükleri ve kısıtlamaları olsa da, muhtemelen şu andaki yaşam tarzın kendince en pratik olanı. Dolayısıyla her şeyi olduğu gibi bırakmak kolayına geliyor. Böyle kaldığında, halihazırdaki tecrüben sayesinde olaylara hemen karşılık verebiliyorsun, kendi eylemlerinin sonuçlarını öngörebiliyorsun. Bildiğin, alıştığın arabayı kullanmak gibi. Azıcık külüstür olabilir ama sen bunu idare etmeyi bildiğinden rahat sürüyorsun arabayı
Öte yandan kişi yeni bir yaşam tarzı seçtiğinde, kimse o yeni benliğe neler olabileceğini kestiremez ya da karşısına çıkan olaylarla nasıl başa çıkacağını bilemez. Geleceği görmek zorlaşır ve hayat endişeyle dolar. İleride hayat daha acı ve mutsuz olabilir. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar etraflarındaki şeyler hakkında yakınıp durur ama olduğun gibi kalmak daha kolay ve güvenlidir.
Çocuğun zihni, ruhu çocukluk çağını geçirdiğinde ekilmemiş tarlalar gibi çoraklaşır. İyi bir şey ekilmez hale gelir. Çocuklara iyilikten, doğrudan, sevgiden bahsederken bile genellikle taşlaşmış, sert, kuru, basmakalıp, yabancı kelimeler söylüyorlar.
Çocukların belki karınları doyuyor, iyi giyiniyor, sağlıklarına dikkat ediliyor, ancak zihinlerinin ve ruhlarının sağlığı, saflığı ve güzelliği için çok az emek sarf ediliyor.
Çocuklarımızın bu koşullarda çok daha kötü yetişmediklerine şaşırmalıyız aslında.
Mal, mülk, makam ve evlat aşkı da böyledir. Hatta kuşlarla oynamak, tavla ve satranç oynama sedvası da böyledir. Çünkü tüm bu işler bazı insanları öyle yakalar ki on-ların din ve dünyalarını tarumar eder. O kişiler bunlardan uzak durmaya sabır gösteremezler.