Beyaz Irkın Üstünlüğü, Hak Din Hıristiyanlık ve Issız Bir Adam
Modern İngiliz edebiyatının ilk eseri kabul edilen bu kitabı aslından okuma cüretini gösterdim. İncelememi 18. yüzyılın başlarında ıssız bir adada birkaç yıl mahkum kalan bir denizciden esinlenen Defoe’nun yazdığı orijinal metin üzerinden yapacağım.
İncelememi iki bölümden oluşacak. İlk bölümde İngilizce aslından okumak isteyenler için kısaca kitapta kullanılan dile değineceğim. İkinci bölümde hepimizin bildiği asıl hikayeden çok detaylara değineceğim.
Daha önce söylediğim gibi 18. yüzyılda yazıldığından arkaik bir İngilizce kullanılıyor. Kişi zamirlerinin arkaik halleriyle karşılaşmak yahut kelimelerin artık terk edilmiş anlamlarıyla kullanıldığını görmek mümkün. Benim gibi bu dönem İngilizcesine aşina olmayan okuyucular için kitabın başında sık sık sözlüğe başvurma gereksinimi doğuruyor. Ancak gemicilik terimleri ve ilkel yaşama ait terimler çıkarıldığında kelime zenginliği zannedilen kadar fazla değil. Aksine belirli fiillerin inatla sık sık tekrar edildiğini görüyorsunuz. İngilizcesini pekiştirmek isteyen okuyucular için yorucu olmayacağını düşünüyorum.
Yazarın hikayesini anlatmasının yanı sıra günümüz dünyasında nahoş sayılacak iki şeyi daha size kabullendirmek istediğini görüyorsunuz. Birincisi köle olarak kullanacakları siyahi insanlar için (negroes, creature, wretch, savage gibi) ayrıştırıcı ve aşağılayıcı sıfatlar kullanarak Avrupa’nın adeta medeniyet beşiği ve beyaz ırkın üstün, efendi ve yönetici ırk olduğu algısı. İkincisi ise aslında pek de dindar olmayan kahramanımızın sadece gemiden kurtardığı İncil ile kısa zamanda pek dindar bir kişilik haline gelmesi ile başlayan ve belirli aralıklarla adasında insan yeme törenleri yapan bir kabileden kurtardığını Friday’i gerçek dinin Hıristiyanlık