Ama Papalagi, her zaman bir an önce varmak ister hedefine. Makinelerinin hemen hepsi, onu hedefe daha hızlı götürmeye yarar. Ama bir kez hedefe vardı mı, yeni hedefler çağırır onu bu kez. Böylece Papalagi, yaşamı boyunca durup dinlenmeksizin koşuşturur durur. Yürümeyi, adım atmayı unutur, aramadan gelip bizi buluveren hedeflere doğru ilerlemenin mutluluğunu tadamaz.
"Fakat bu kadar enerjiyi nereden alıyorlar?" diye sordu.
Profesör Chita, "Şu anda dünyada bol miktarda enerj var. Maddeleri parçalayarak sonsuz enerji elde edebiliyoruz. Ve bu, eskiden bilinen enerji kaynaklarına göre çok daha büyük bir kaynak" dedi.
Enerji sorunu olmadan yaşadıkları bu dünyaya hayranlıkla baktı. Ancak aklına bir soru takıldı. "Şu anda bile savaşlar var mı?" diye sordu.
Profesör Chita ciddi bir ifadeyle, "Savaşlar? Evet, ne yazık ki hala savaşlar var" dedi.
Furuhata, bu sözler karşısında düşünceli bir şekilde uzaklara daldı. Dünya ne kadar değişse de bazı şeylerin asla değişmeyeceğini anlamıştı.
Evet! O güne dek bel bağladığı müspet ilimleri ve fenni terk etmek niyetinde olmayan adamın amacı, Allah'ın resûlûne indirilen kitabı, Hertz dalgaları neşreden bir cihâz yani mûrsile yoluyla cümle âleme irsâl etmek, göndermek idi. Allah akıl fikir versin! Amin !
İnsan kısmı tuhaf. Her bir yanı muamma. Allah akıl vermiş, kalp vermiş ama bir de nefs diye bir şey yaratıp başını musallat etmiş. Kurtul kurtulabilirsen.