Ben, işin bir merdiven olduğunu düşünmüştüm; zirveye ulaşmak adına çıktığımız bir merdiven. Ama iş denilen aslında yemek yemek gibi bir şeydi. Her gün yenilen yemek… Vücudumu kalbimi zihnimi ve ruhumu etkileyen yiyeceklerdi. Dünyada alelacelele yenilen yemekler de tadına vararak yavaşça yenen yemekler de vardı. Ben artık sıradan yemekleri içtenlikle yiyen bir insan olmak istiyorum, kendi iyiliğim için.
Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatta mutsuzluğu yenebilirdiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş yaşamın merkezinde önemli bir rol oynasa da, yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değildi.