- Her iktidar adam öldürür mü?
- Evet! İktidar zulüm demektir. Hele denetlenemeyen iktidar.
- Peki, iyi insanlar iktidara gelirse?
- Öyle şey olmaz!
- Neden?
Acı bir gülümsemeyle açıkladı:
- İyi insanlar iktidara gelmez, gelse bile iktidar onu bozar, zalim yapar.
Vıcık vıcık yüzeysellik yazan şu "kişisel gelişim" kitaplarının bağırıp durduğu "istersen yaparsın!" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. "İstemek" kavramı, "dilemek" ten ve "hayallere dalmak" tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
Kibir, kibir, kibir...Her yerde kibir. Hatta bir mezarın ağzında, yüce amaçlar uğruna ölmeye hazır insanlar arasında bile kibir. Kibir! İçinde bulunduğumuz yüzyılın karakteristik özelliği ve özel bir hastalığı sanki bu? Neden geçmiş toplumların yaşamında bu tutkudan veba ya da kolera kadar bahsedilmiyordu? Neden yüzyılımızda yalnızca üç tür insan var: Bunlardan birinciler kibir kaçınılmaz bir olgudur deyip onu adil bulur ve kendilerini gönül rahatlığıyla ona teslim ederler; ikinciler onu bir mutsuzluk olarak görürler ama ona karşı konulamayacağını savunurlar ve sonuncular bilinçsizce, kölece kendilerini onun etkisine bırakırlar.