ilk ümit yaşar oğuzcan kitabım. ömer hayyam'ın rubailer kitabı kitaplığımın en sevdiğim kitaplarından biriyken başka çok tatlı bir rubailer kitabı daha oldu. okurken pamuklar gibi oldum. böyle kelimeler, dörtlükler, aşk, hayatı anlamaya çalışmak, hüzün ve dörtlüklerinde yer verdiği hisler tatlı bir esinti gibi üzerimden esti geçti. hayata karşı melankolik ama umutlu bakış açısından görmeye çalışmak çokçok tazecik güzel bir histi.
RübailerÜmit Yaşar Oğuzcan
ilk orhan pamuk kitabım.
- 16. yüzyıl osmanlı nakkaşlığı, kitabın içinde yer etmeye çalışmış bir aşkı, cinayeti, doğu-batı arasında kalmış bir devleti, sanatı ve ferhat ile şirin'in hikayesini çok ince detaylarıyla ele alan gören bir göz tarafından yazılmış gibi bir kitap okudum ben kendimce.
- kitaptaki her bir karakter sırası geldiğinde konuşuyor, kitapta süregelen olayları kaldığı yerden ya da eşzamanlı olarak anlatıyor. her bir karakterin , bir ölünün, nakşedilmiş bir ağacın, hatta ölümün kendinden okumak çok enteresandı benim için.
- çok çok uzun betimlemeler, dolana dolana anlatımlar, ferhatlar, şirinler, burnu kesik atlar, tam bir hareket olacak derken hikaye içinde hikayeler doğuran ağdalı bir dil var. çok hoş okunan bölümleri olduğu kadar okurken yoran nefes nefese bırakan uzunlukta cümleleri bulunuyor kitabın.
kitaba başlaması kolay ( ismi ve 98 basım kapağı çok ilgimi çekmişti ) bitirmesi zahmet istiyor.
#k:357080orhan Orhan Pamuk
hakan günday'ın insanlık denilen tarihte çıktıkları sokaklara bir devlet töreniyle diri diri gömülen hayatlara ithafen yazdığı kitap.
9 yaşındaki bir çocuk ''babam bir katil olmasaydı, ben doğmayacaktım '' cümlesi ile kitapta gözlerini açıyor. ve biz de gazâ ile birlikte insan kaçakçılığı dünyasına kafamızı uzatarak ve meraklı gözlerle, nerelerden vurgun yiyeceğimiz belli olmayan konuların içinde bulmuş oluyoruz kendimizi. olay örgüleri kan donduran yerleri bol bol barındırıyor. okurken bazen 9 yaşında bir çocuk, bazense dilini bilmediği bir toprakta bir hangarın içinde bir ümidin peşinde koşan '' vatansız ''denilen insanlar olduk. bazen öldük , bazen öldürdük. bazen dünyalar sahibi, bazen toprağın altında nefes almaya çalışanlar olduk. bazen zeki, bazen deli.
insan kaçakçılığı, mültecilik gerçekleri, '' bellum omnium contra omnes '' herkesin herkesle savaş hali, dışlanmış bir hayat ve o hayatta tutunmaya çalışan bir çocuk, çocuklukta açılan yaraların asla kabuk bağlamayacağı gerçeği, linç kültürü adı altında vicdandan ırak yapılan eylemler, türkiye'nin doğu ile batı arasında sıkışıp kalmış arafta kalmış kimliği, insanın konumundan durumundan bağımsız tepedeki yöneten olmak adına yapabileceği aklın sınırlarını zorlayan eylemler .. kitabın barındırdığı bende yer etmiş noktaları oldu.
kitabın sonu için yarıda kalmış demek istemiyorum, her bir karakter üzerine düşeni yaparak iyi/kötü izlerini bıraktı kitapta. hakan günday'ın kalemi, edebiyatı ele alış şekli kan dondursa da hayran bıraktı.
DahaHakan Günday
hakan günday'dan okuğum ilk kitap AZ. hangi kitabını okusam diye düşünürken ani bir dürtü ile başlayıp bitirdiğim kitabı AZ. hakan günday'ın kitapta geçen iki hikayesi ile okuruna tokat üstüne tokat attığı kitabıdır AZ. AZ kitabı öyle haykırılan gerçeklerle donatılmış ki. kitapta bahsi geçen karakterlerden ve yaşanan yıllardan detaylıca bahsetmeyi tercih etmiyorum bu incelememde, okuyacaklar için herkes kendi tokatını yesin istiyorum. kitap içeriğindeki olay örgüleri; türkiye'nin hiç görmek istemediğimiz karanlıklarını, aynı yol üzerinde yürümekten sakınacağınız insanlarını, belki de bir çocuğun kalem tutup okula gideceği yaşlarda midenize kramplar girecek yaşamlarını, doğuyu, doğudaki insan algısını, batıyı, batının altın görünen hülyalar gördüren muazzam sanılan bir coğrafyanın aslında doğu kadar beter oluşunu, saçları örgülü çocukların ellerine kırbaç alacak hale gelmelerini, tarikatlerden yayılan zehirleri, acımasız görünen ama acıma duygusu ile yaklaşacağınız karakterleri, bu kadarı da olmaz dediğiniz her ne varsa bulacağınız detayları anlatıyor bu kitap. aynı zamanda bir kaderi kabullenişin, bir direnişin, yolları dikenlerle örülü iki farklı kaderin hikayenin sonunda kaderin tatlı bir cilvesi ile buluşup kaderi yenilgiye uğrattığı bir kitaptır AZ.
muazzam bir akıcılık, muazzam bir kalem. AZ hakan günday'ın okuduğum son kitabı olmayacak.
AzHakan Günday
hikaye 4 farklı coğrafyada (adana , beyrut, hayfa ve paris) anlatılıyor. sınırların, insanın doğduğu coğrafyanın çizgileri yaşamların kaderini belirliyor. kitabın bir yanı direnişçi, yani o çizgileri aşmak için mücadele ederken bir yanı ise kaderine razı olmuş sınırların üzerine çıkamamış hayata dair anları anlatıyor. insanoğlunuun oluşturduğu sınırların insana galip gelmesi kitabın vurucu bir noktası oldu benim için. kitabı ikiye ayıracak olsam ilk yarıyı olayları ince ince nakış gibi işleyen bir bölüm olarak; ikinci yarıyı ise zaman atlamalı, birkaç satırda arada yılların geçtiği olaylar dizileri olarak ikiye bölerdim. yarıda kalmış bir hikaye oldu bu kitap benim için , her okur kendi iç dünyasında hayalinde şekillendirmeye çalışmıştır devamını. fakat ben devamını da okumak isterdim. Doğunun Limanları
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,1bin okunma