Zengin ve fakirin eşit bir şekilde yer aldıkları bu okul sıralarında ne kadar süslü ve kürklü hanım kızların üst taraflarında ne kadar çorapsız ve hırkasız fakirler bulunuyordu. Evet! Çoğunlukla o fakirler, sınıflarının üstün öğrencilerinden oluyordu. Çünkü onlar öğretmen olmak, ekmeklerini kazanmak azim ve gayretiyle çalışıyorlar. Berikiler ise bilgi öğrenmiş ve bu süsle de süslenmiş olmak üzere okula verilmişlerdi. Bunların çoğu ebeveyninden aferin almak için çalışıyorlardı. İçlerinde ancak bilgi edinmenin kıymetini bilenler ve ilimle süslenme hevesinde olanlar biraz fazlaca çalışıyorlardı. Ebeveynin zoruyla çalışanlara hocaların da sürekli teşvik ve baskısı gerekiyordu. Lakin geçim parasını sağlamak amacıyla çalışanlara öyle şeyler gerekmiyordu. Onlar çalışıyorlardı. Çalışıyorlardı...
Bu ana ile kız soğuktan ölmek meselesinden korkmuyorlardı, hastalanıp da ölemeyerek marazlı kalmaktan, çalışamaz hale gelmekten korkuyorlardı. Bir de biri ölür, diğeri kalır düşüncesi her ikisinin de her zaman yüreğini oynatan bir şeydi.