Şimdi ben bu kitaba ne yazsam az kalır biliyorum neden bu kadar sevildiğini okuyunca anladım. Yıllar öncesinin haksızlıklarını anlatıyor olsa da günümüzde de farklı yollarla yine aynı şeyler yaşanıyor maalesef. 10 günlük bir süre de okudum zamanım olmadığı için ama hiç mi hiç sıkılmadım hatta keşke biraz daha devam etseydi dedim bitince, tam olarak sonuçlansaydı.
.
Tarım işçiliği yapan Tom Joad'un ailesi ve daha bir sürü ailenin sanayileşme ve kapitalizm ile savaşı anlatılıyor kitapta. Topraklarından edilen ailelerin ayakta kalabilmek için yollara düşmeleri, en azından sadece günü kurtarabilmek, karınlarını doyurabilmek için iş aramaları, buldukları her işte iş verenlerin
insanların çaresizliğinden, açlığından faydalanması, toprak sahiplerinin bilerek yüzlerce insanı işe çağırıp ücreti her gelen toplulukta daha da düşürmesi... Kitabı okurken adaletin bu mu dünya dedim. Nerede, hangi ülkede olursa olsun vicdansız insanlar her yerde var maalesef. Nerede bir çaresiz, mazlum insan var nasıl olsa ses çıkaramaz biraz da biz vuralım sırtına eşşek gibi çalışsın karnı doysa yeter diyen insan kalabalığı hala var maalesef. Hak ettiğini alabilen ne kadar insan var ki, insanlar ya hakettiginin katlarca fazlasını yada ancak yarısını elde edebiliyor hakettiginin karşılığını alan ne kadar az insan var. Bu konu da çok doluymuşum galiba haksızlığa tahammül edemiyorum çünkü
.
Neyse konumuza dönelim, Tom'un ailesini çok sevdim. Iki küçük çocuk, güçlü başı hep dik bir anne, abisi Tom'u kendine örnek alan çapkın Al, hamile kızımız Rozaşarn, evin babası ve amcasından oluşan koca bir aile, yerlerinden kovulunca iş aramak için yollara düşerler, ve hiç bir yerde tutunamazlar çünkü haksızlık her yerdedir. Kitabın sonunda Rozaşarn 'ın yaptığı beni çok etkiledi hatta hikayenin kahramanı oldu