Funda Durgun

9/10
·168 syf.··
2023 101. kitabı
Italo Calvino’yla Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu eseriyle tanışmış ve zekasına hayran olmuştum. Örümceklerin Yuvalandığı Patika’yı okumak, hem bambaşka bir Calvino’yla karşılaşma hem de sevdiğim bir yazarın gençliğine, iç dünyasına tanıklık etme serüveni oldu benim için. Dolayısıyla, hikâyenin samimiyeti, üslubun güzelliği, karakterlerin derinliği ve ele alınan konulara yaklaşımı çok beğenmemin yanı sıra sevdiğim ve başka eserlerini de okumak istediğim yazarlara bir yenisini eklemesi nedeniyle de etkiledi beni. İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki İtalya’da, bir ayakkabı ustasının çırağı olarak çalışan ve ablasından başka kimsesi olmayan, aslında yapayalnız bir çocuğun, Pin’in yetişkinlerin hayatına dahil olmaya çalışmasının hikâyesi kısaca Örümceklerin Yuvalandığı Patika. Bir yanda Pin’in ablası gibi, hayatını idame ettirmenin bir yolu olarak Almanlar’ın suyuna gidenler ya da hatta onlara yardım edenler, diğer yanda ise direniş için örgütlenenlerin olduğu bir ortamda, yetişkinleri anlamaya, onların dünyasının bir parçası olmaya çalışan, büyüme sürecinde bir çocuk Pin. Fakat çoğunlukla bir yere de ait hissedemiyor kendini; o nedenle hayal gücü geniş pek çok çocuk gibi, kendine adeta bir sığınak, herkesten gizlediği bir dünya yaratıp, dahil olmak istediği yetişkin dünyasını burayla bağdaştırmayı, yapamayınca dönüp buraya gizlenmeyi alışkanlık hâline getiriyor. Bu sancılı döneminde, işgal altındaki ülkesinde farklı kutuplardaki insanlarla kesişiyor yolu ve Pin, farklı dünyalara sürükleniyor. Calvino, kendi gençliğinden yola çıkarak, bir direniş grubunu anlatıyor romanda ve muhteşem önsözde belirttiği gibi hikayeyi okurken Pasolini, Carlo Cassola ve Pavese kitaplarını anımsıyorsunuz. Ancak şunu söylemem gerekir ki bahsettiğim yazarları da çok sevmeme rağmen,
Örümceklerin Yuvalandığı PatikaItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2024567 okunma
Funda Durgun
Mutlaka okuyacağım. Sizin okuma zevkinize gerçekten çok güveniyorum. İnceleme için ve bizi böyle güzel kitaplarla tanistirdiginiz için çok teşekkür ediyorum❤
Reklam
9/10
·399 syf.··
2023 109. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2023 15:01
Elsa Morante’den daha önce Tarih Devam Ediyor’u okumuştum, çok iyi bir tarihi ve siyasi romandı. Arturo’nun Adası’nda Morante, toplumsal ve siyasi analizlerini kurguya dökmekteki başarısını insanın iç dünyasını gözlemleyip psikolojik bir roman yazma konusunda da gösterdiğini kanıtlamış. Kitap, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, İtalya’nın güneyinde küçük bir adada yaşayan, annesi kendisini doğururken öldüğü, babası da sık sık seyahatleri nedeniyle uzakta olduğu için son derece yalnız bir çocuğun büyüme sürecini ve sancılarını anlatıyor. On dört yaşında bir çocuğun iç dünyasına tüm çalkantıları, hayal gücü, istekleri, tahayyülleriyle öyle bir dalıyor ki Morante herkesi aşina olduğu bir durum ya da duyguyla yüzleştiriyor. Öncelikle, anne figürünün eksikliğini, bir annenin kaybını o yaşlarda bir çocuk kafasında nasıl bir yere oturtmaya çalışır, böyle bir yoklukla nasıl baş eder, bunu muazzam aktarıyor. Yine pek fazla zaman geçiremediği babasını kafasında bir kahraman olarak idealize etmesini, ona kendini sevdirme ve kabul ettirme çabasını, onaylanma ihtiyacını ve onu kimseyle paylaşmama isteğini son derece gerçekçi ve can alıcı noktalardan ele alıyor. Kıskançlık, öfke, hayranlık, özlem, yoksunluk gibi pek çok duygu git-gelini karakterle beraber okura yansıtırken, aslında özünde hep sevgi ihtiyacı karşılanmamış bir çocuğun duygusal portresi Morante’nin çizdiği. Daracık sokakları, sıcak ve nemli havası, açılmayı çok sevdiği sandalıyla adasına alıp götürüyor Arturo okuru; ama doğup büyüdüğü memleketi ve sığınağı olmasının yanında onun bağ kuramadığı ailesi ve köklerini, tüm yaşanmışlık ve yaşanamamışlıklarıyla çocukluğunu da simgeliyor adası sanki. Bu açıdan, kendi ‘adasında’ çözemediği, kapatamadığı meseleleri olan (hangimizin yok?), o medenle dönüp sürekli oraya
Arturo'nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 200791 okunma
Funda Durgun
Öyle güzel bir inceleme olmuş ki kitabı kesinlikle okumalıyım derken basımı olmadığını görüp yaşadığım hayal kırıklığı ile boguşuyorum şuan😊
Puan vermedi·382 syf.··
2019 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2019 00:00
·
Edebiyatımızın ilk modern romancısı sayılan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü Ağustos’ta bitirdim. Meşrutiyet döneminden cumhuriyetin ilk dönemine geçişte Türk modernleşmesini hicvederken, toplumuzun karekteristik özelliklerine de değiniyor Tanpınar. Ruh ve duygu betimlerini çok sevdim. Okurken Proust ve Bergson etkisini de hissettim, Orhan Pamuk romanlarını da anımsadım (Pamuk’un etkilendiği yzarlardan Tanpınar). Romanda eski kelimeler var tabi ki; ancak özellikle düzenli okuyan insanların içinden çıkamayacağı, anlayamayacağı bir metin değil. İlk sayfalardan sonra yazarı diline hemen alışıyorsunuz. Değişik bir kurgusu var kitabın. İlk yarısını çok sevdim, ortalarında biraz sıkıldım, ikinci yarısını nasıl bittiğini anlamadan okuduysam da ilk yarı kadar sevmedim. Genel olarak Türk Edebiyatı’ndaki yeri nedeniyle okunması gerektiğini düşündüğüm; fakat belki de çok yüksek beklentilerle başladığımdan, benim Türk Edebiyatı’ndaki en sevdiğim eserler listesine dahil etmeyeceğim bir kitap.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Funda Durgun
Yorumunuz çok kıymetli değerlendirmeniz için teşekkür ederim🤗