Artık rüzgarın anlattıklarını anlıyor, karıncaların söylediklerini duyuyordum. Ağustos böcekleri kayısılar olgunlaşsın diye öterlermiş bunu da öğrendim.
Yani esasen o kalabalık oralarda her gün, her saat vardı. Asık yüzlü, çatık kaşlı bir kalabalık. Belli ki insanların her birinin hem çok mühim bir işi, hem çok acelesi vardı.
Geç mi kalmıştı? Hayır. İçinde aynı anda hem ferahlık, hem sıkıntı duymuştu. Ferahtı; çünkü bir adım atmıştı. Sıkıntılıydı; çünkü yeni bir bekleyişin kapılarını açmıştı.