Ne yazık ki Türkiye'de her ferdin yakın maziden çıkıp geldiği nokta sisler arasında her geçen gün belirsizleşmektedir. Daha dün lülesinden su içtiğimiz çeşme, gölgesinde oturduğumuz ağaç, üzerinden geçip gittiğimiz arnavut kaldırımı, göz açıp kapayıncaya kadar yok olup gitmiştir. Baba evi yıkılmış, top koşturduğumuz arsaya apartmanlar tünemiş, dalından düşüp kolumuzu kırdığımız dut ağacı kesilmiş ve yaz günleri girip yüzdüğümüz o yeşil ırmak simsiyah bir suya dönüşmüştür.
İnsanlara musallat olan "boşluk duygusu" pek çok sebep ile birlikte, bir nebze de ayağını basabileceği sağlam bir toprak bulamamaktan ileri geliyor. Bu toprak inanç, dünya görüşü, fikir ve sanat planında algılanacağı gibi, bütün bunların şekil verdiği reel hayat planında da algılanabilir.