Şehir Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.214
Gösterim
Adı:
Şehir Mektupları
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bu kitapta yer alan yazılar taşralı bir hikayecinin yaşadığı şehri (İstanbul) tanıma yolundaki gayretlerinin mahsulüdür. On yıl boyunca İstanbul'u dolaştım, bu gezi izlenimlerimi Zaman gazetesinde "Bir demet İstanbul" başlığı altında yayımladım.
"Şehir Mektupları", bu tutkulu serüvenin bir sonraki aşamasıdır. Bu defa insan-şehir-mekan ilişkilerini okuyucularla paylaşan denemeler olarak vücut buldu.
Şehrimizi tanımadan kendimizi, birbirimizi tanımamız zor.
Hele sevmek büsbütün müşkül.
(Arka Kapak)
 
Özlemek, kendisinden bibehre kalınması mümkün olmayan bir duygudur. İnsanoğlu mütemadiyen özlemle yoğrulmaktadır. Bunu bir çeşit ızdırap olarak kabul edenler olduğu kadar hayatının bu duyguya bağlı olduğunu muhakeme edenlerle de karşılaşıyoruz. Özlemle beslenen insanlar, içinde oldukları anın kıymetini geçmişlerinden yola çıkarak muhafaza etmekte ve geleceklerini de bu minval üzere inşa etmektedirler. Hal böyle olunca insanın özlem duyduğu her ne ise bunu ortaya koymak elzemdir.
Şehirlerin dönemlerine göre yeniden imar edilmesi özlemlerimizin artmasında büyük rol oynamaktadır. Benim için çocukluğumuzun geçtiği müstakil evler, ilk aşkımızın evinin olduğu sokak, her bayram, akrabaları ziyaret etmek için arşınladığımız o kenar mahalleler, kendimizi ilk gününde sahipsiz ve yapayalnız hissettiğimiz ama hatıralarıyla ve kazandırdığı dostluklarıyla yolun sonunda daima hatıralarımızda yaşattığımız ilkokulumuz sadece bazısıdır.
Her davranış biçiminin temelinde özlem olduğu kanaatindeyim. Karşılaştığım olumlu/olumsuz her davranışta “Acaba bu neleri özlemenin sonucu?” diye düşündüğüm için insanları makul görebiliyorum. Yazar Mustafa Kutlu’da bu minval üzere, karşılaştığı şeylere olağan gözüyle bakarak hareket ediyormuş gibi geliyor bana. Nitekim Şehir Mektupları isimli eserinde yazdığı İstanbul ağırlıklı metinlerde bize bunu söylemektedir. Eserin temelinde özlem, iskeletinde şehirleşme ve dış cephesinde ise kadim olanla modernliğin deveranındaki insanlık vardır.
Eskinin eş, dost ve akrabalık ilişkilerinin zayıflamasından ticaretin ve siyasetin tiranlığına, imkanların araç olmaktan çıkıp amaç haline gelişinde ki sürece kadar olan akışı olduğu gibi ortaya koymaktadır. Bunu yaparken de hastalıklı, bayağı olduğu kadar yıkıcı olan bu durumu, faillerini kenarda bekleterek nazarımızı sadece değişimin kendisine odaklıyor. Öyle olduğu içinde akılda sade ve akıcı bir bilinç yeşeriyor. Her ne kadar eskiye dönüş imkansız gibi gözükse de bize zevkin ve asaletin pırıltılarının var olduğuna, buna sahip olamasak bile özlemiyle diri durmamıza kapı aralıyor.
“Onlar kimdir? Onlar senin deden, benim babam, ötekinin amcası, dayısı… Onlar bizim insanlarımız… Allah’ın ipi, işte bu insanların, bu tutumun, bu tavrın elinde.”*
Başını ellerinin arasına alarak düşündüğünü zannettiğim Mustaf Kutlu’nun gözlerinde kimsenin görmediği şiddetli özlemi eserde saba rüzgarına tebdil ederek nice zihinlerde bir uyanışın, kaybettiğimiz bazı şeylerin olduğunu göstermek istemektedir. Anlayış seviyemizin gittikçe aşağılara doğru seyrinden, birbirimize karşı yitirdiğimiz sabırların, usül ve erkan gözetmeden yakalamaya çalıştığımız zenginliğin büyüsüne kapıldığımız bu zamanda “Zahirde olup bitenler bizi aldatmasın. Bizler batına bakmasını da bilen bir gelenekten geliyoruz.”** diyerek ahvalden rahatsız olanlara tesellide bulunuyor Şehir Mektupları’nda.
Eserin, şehirleşmenin insana yansımasında ki tutumuna dair isabetli bir tespiti de var. Yalnızlığın hayvanlardan alınıp, ihtiyarlara verilmesi meselesine dair bir tespit. Hayvanat, yalnızlıklarına çare olma adına şehirli insan tarafından sahiplenildi ve ihtiyarlarımız ‘son teknolojik sistemlerle donatılmış huzur evi’ denilen çukurlara itildi. Burada şunu belirtmek gerekir, biz hiç kimsesi olmayanlar ya da bazı sebeplerden dolayı buralara yerleştirilen kişiler üzerinden düşüncelerimizi belirtmiyoruz. Ancak tamamen keyif ve haz üzerinde yaşam sürdüren ve yalnızlığı hayvanlardan zalimce çekip alarak ihtiyarlara layık gören kişilerden bahsediyoruz. Eserde, evcil hayvanlarıyla yürüyüşe çıkanların sayısının arttığından ve buna paralel olarak huzurevlerinde ki ihtiyarlarında çoğaldığına dair bir rabıta kuruluyor. Acı ve gerçek olanda budur. Değişen ve geliştiği düşünülen çağda kullanım süresi dolmuş ihtiyarlar için evlatlarının halinde ki “Yaşasın Huzurevleri” naralarını üzülerek görüyoruz. Buna benzer tespitleriyle beraber, Mustafa Kutlu bizlere şu gerçeği de göstermektedir: “Ben, değişim rüzgarlarının toza-dumana buladığı, yolsuzluk ve ahlaksızlığın öne çıktığı, at izinin it izine karıştığı bu hengamede; sessiz yığınların bir vakur bekleyiş ve bir güzel sabır ile bizi biz yapan değerleri savunduğuna, onları ‘bozkırdaki çekirdek’ misali sakladığına inanıyorum.”
Mustafa Kutlu’nun Şehir Mektupları isimli eseri bende böyle bir izlenim bıraktı. Özlem, şehirleşme ve eski ile yeninin arasında sıkışıp kalma halinin İstanbul merkezli mektuplarla dile getirilmesidir. Bende başımı iki elim arasına alarak eski ile yeni arasında ki çatışmaya dair tespitleri yaparak onarılması için hareket edeceğim. Çünkü ben özlüyorum. Mütemadiyen özleyeceğim. Belki o sevgilinin otağını, belki sevgiliyi sevgili yapan o kadim davranış biçimini…
Şehir hayatına, özellikle de İstanbul'a ait önceki yıllarda gazetelerde yayınlanmış köşe yazılarının derlenmesiyle oluşan bir kitap. Mustafa Kutlu'nun bu deneme yazılarında hikayelerindeki büyülü atmosferi bulamadığım gibi bu denemelerin dili de çok çekici gelmiyor bana. Kutlu'nun ilk okuduğum deneme kitabı "Akasya ve Mandolin"di. Onu çok beğenmiştim. Bu kitabın beni etkileyen yazıları, İstanbul'un kültürel dokusunu oluşturan tarihi yapılara yönelik, onları tanıtmayı amaçlayan yazılarıydı...
  • Fatih Harbiye
    7.7/10 (1.255 Oy)1.068 beğeni6.436 okunma418 alıntı18.430 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.348 Oy)19.113 beğeni43.529 okunma3.030 alıntı183.506 gösterim
  • Çile
    9.0/10 (1.058 Oy)1.095 beğeni3.361 okunma1.417 alıntı23.232 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (1.567 Oy)1.594 beğeni5.601 okunma901 alıntı27.417 gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (895 Oy)1.011 beğeni2.645 okunma2.079 alıntı26.144 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.748 Oy)13.458 beğeni34.639 okunma3.415 alıntı146.523 gösterim
  • Diriliş Neslinin Amentüsü
    8.8/10 (480 Oy)521 beğeni1.556 okunma538 alıntı15.299 gösterim
  • Reis Bey
    8.8/10 (274 Oy)246 beğeni832 okunma340 alıntı7.482 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.577 Oy)8.857 beğeni28.801 okunma849 alıntı140.087 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.919 Oy)8.875 beğeni26.405 okunma2.681 alıntı115.153 gösterim
Şehir Mektupları dendiğinde ilk aklımıza Ahmet Rasim'in eseri gelir. Mustafa Kutlu'da ondan esinlenerek gazetede yazdığı başta İstanbul olmak üzere, şehir ve kent ile ilgili yazılarını Şehir Mektupları ismiyle kitaplaştırmış. Tabi yazarı tanıyanlar bu yazıların daha çok sitem içerdiğini anlarlar. Şehirleri özellikle İstanbul'u getirdiğimiz halden şikayet ediyor yazar. Bir çok soruna değinmiş. 1990'larda çıkan kitabında o zaman ki hükümete 3. köprü için isyan eden Mustafa amcam acaba o kadar karşı çıktığı 3. köprüyü şimdi kendi mahallesinindekilerin yapmasına ne diyor? Merak ediyorum.
Mustafa Kutlu’dan daha fazla şey bekliyordum sanırım o yüzden denemeleri okurken biraz surat astım... İstanbul yoğunluğunda ilerleyen denemelerde birçok şey mevcut aslında. Bir iki denemeyi baştan sona not olarak kaydettim, çok hoşuma gitti. Ama genel itibariyle ortalama bir deneme kitabı olarak geldi bana. Safiye Erol gibi bir üstaddan İstanbul tasviri veya sorunlarını dinledikten sonra hafif gelmesi normal sanıyorum.
Şiirinden uzaklaşan hayatın, gölgesini kaybeden ağaçtan ne farkı var?
Mustafa Kutlu
Sayfa 102 - Dergâh Yayınları - 9. Baskı
Bir gerçeğin altını çizerken kalemi fazla bastırırsanız kâğıt yırtılabilir.
Mustafa Kutlu
Sayfa 95 - Dergâh Yayınları - 9. Baskı
tatminsiz nesiller yetişiyor.
bisikletler çoğalırken aydınlık yüzler azalıyor.
Yaşadığımız son çeyrek yüzyıl böylesine hızlı değişimleri beraberinde getirdi, bizi genç yaşta hatıralarla başbaşa bıraktı.
Mustafa Kutlu
Dergah Yayınları 13. Baskı 2017
Her geçen gün kalbimizi karartan ve katılaştıranbir hayatın boynumuza taktığı zincirleri sürükleyip duruyoruz.
Mustafa Kutlu
Sayfa 255 - Dergah Yayınları 13. Baskı 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şehir Mektupları
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bu kitapta yer alan yazılar taşralı bir hikayecinin yaşadığı şehri (İstanbul) tanıma yolundaki gayretlerinin mahsulüdür. On yıl boyunca İstanbul'u dolaştım, bu gezi izlenimlerimi Zaman gazetesinde "Bir demet İstanbul" başlığı altında yayımladım.
"Şehir Mektupları", bu tutkulu serüvenin bir sonraki aşamasıdır. Bu defa insan-şehir-mekan ilişkilerini okuyucularla paylaşan denemeler olarak vücut buldu.
Şehrimizi tanımadan kendimizi, birbirimizi tanımamız zor.
Hele sevmek büsbütün müşkül.
(Arka Kapak)
 

Kitabı okuyanlar 71 okur

  • Salih Çermik
  • Ömer ATALAN
  • Yağmur
  • fatma çiğdem
  • Meryem Sümeyye Bayrakdar
  • Büşra A.
  • Sükut
  • Nurselin Orhan
  • wunder
  • l

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%29.1
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%21.8
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%5.5
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.9
Erkek
%54.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (4)
9
%0
8
%25 (4)
7
%37.5 (6)
6
%12.5 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0