Seni anlatabilmek seni
İyi çocuklara, kahramanlara
Seni anlatabilmek seni
Namussuza halden bilmez kahpe yalana
Art arda kaç zemheri
Kurt uyur, kuş uyur zindan uyurdu
Bir ben uyumadım
Kaç leylim bahar
Hasretinden prangalar eskittim
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana
Bir bu yana
Seni bağırabilsem seni
Dipsiz kuyulara
Akan yıldıza
Bir kibrit çöpüne varana
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerinin
Yitirmiş öpücükleri
Payı yok apansız inen akşamdan
Bir kadeh, bir cıgara dalıp gidene
Seni anlatabilmek seni
Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini
“Ama eğer yazamıyorsanız, arayamıyorsanız, hatta yüzünü bile göremiyorsanız, ya o artık çok uzaklarda bir yerdedir ya da ona veda etme şansınız hiçbir zaman olmamış demektir. Söylenmeyen son sözler, edilemeyen bir veda, yarım kalan bir hikâye...”
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum