Oyun, tarihsel olarak Roma’daki gerçek bir figür olan Lucius Sergius Catilina’ya dayanır. Tarihte Catilina, Roma Cumhuriyeti’ne karşı komplo kurmakla suçlanan bir siyasetçidir. Özellikle Marcus Tullius Cicero’nun konuşmaları sayesinde tarih boyunca “hain” olarak anılmıştır. Ibsen ise bu karaktere farklı yaklaşır; onu yalnızca suçlu biri değil, sistemle çatışan trajik bir insan olarak ele alır.
Oyunun temel çatışması:
Catilina hem Roma düzenine öfkelidir hem de kendi içinde parçalanmış durumdadır. Bir yandan büyük idealler ve tutku taşır, diğer yandan hırsı, öfkesi ve karanlık tarafı onu felakete sürükler.
Bu nedenle oyun sadece politik değil, aynı zamanda psikolojik bir trajedidir.
Önemli karakterler:
* Catilina:
Merkez karakterdir. Güçlü, tutkulu, öfkeli ve huzursuzdur. Roma’daki yozlaşmadan nefret eder ama kendisi de tamamen temiz biri değildir. İdealist devrimci ile yıkıcı asi arasında gidip gelir.
* Furia:
Oyunun en sembolik karakterlerinden biridir. Gerçek bir insan gibi görünse de çoğu yorumda Catilina’nın bastırılmış arzularının, karanlığının ve yıkım dürtüsünün temsilidir. Adı bile “öfke/fury” çağrışımı taşır. Adeta bir vicdan karşıtı gibidir.
* Aurelia:
Daha sakin, sevgi ve düzen tarafını temsil eder. Catilina’nın kurtuluş ihtimalini simgeler.
Bu iki kadın karakter çoğu eleştirmen tarafından Catilina’nın iki ruh hali gibi okunur:
* Furia = tutku, yıkım, isyan
* Aurelia = huzur, sevgi, düzen
Bu açıdan oyun romantik tiyatro etkisi taşır. Karakterler bazen gerçek kişilerden çok fikirlerin ve ruh durumlarının sembolü gibidir.
Oyunun ana temaları:
1. Toplumla çatışan birey
Ibsen’in sonraki oyunlarında da sıkça görülecek bir tema burada başlar. Catilina, yozlaşmış bulduğu düzene karşıdır ama toplum onu tehdit olarak görür.
2. İdealizm ve