Bir Şiir Kitabından Fazlası: Alınyazısı Saati
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:22
Sezai Karakoç, büyük şair, üstad… Üstad derken ben, sadece Necip Fazıl Kısakürek derdim. Yanılmışım. Bu ülkede şair ustaları bir tane olur mu hiç? Olmaz tabi… Sezai Karakoç * Yunus Emre * Mevlânâ Celâleddîn Rûmî * Fuzûlî * Nâbî * Nâzım Hikmet * Necip Fazıl Kısakürek * Yahya Kemal Beyatlı * Cahit Sıtkı Tarancı * Orhan Veli Kanık Ve * Sezai Karakoç Sadece bazıları, daha niceleri… Kitaba gelince ; Alınyazısı Saati - Şiirler IX Sezai Karakoç, şiirlerinde karanlık ve yıkımı anlatıyor, müslümanlara yapılan eziyetleri anlatıyor. Fakat hiç bir zaman umudunu kaybetmiyor . Çözümünü sunuyor bizlere… Birlik, beraberlik , dayanışma … Çöküş varsa yeniden diriliş de var… Yine şiddetle tavsiye edilir . Tavsiye edip başkasının faydalanmasını sağlayan herkese teşekkür edilir efendim :)
1000Kitap
Alınyazısı Saati - Şiirler IXSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20181,167 okunma
Rind'in ve Zâhid'in Halleri
10/10
·104 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:18
​Edebiyatımızda Rind ile Zâhid arasındaki zıtlık; şairlerin Zâhid’i riyakârlıkla itham edip Rind’i övmeleri oldukça yaygın bir durumdur. Nitekim bir şeyhülislam olan Şeyhülislam Yahya Efendi bile: ​Mescidde riyâ pîşeler etsin ko riyâyı Meyhâneye gel ne riyâ var ne mürâyı ​diyerek döneminde çok büyük eleştirilere maruz kalmıştır. ​Genelde bu iki tipin tam bir tasviri yapılmadığından olacak ki, Fuzûlî konunun zihinlerde netleşmesi adına Rind ü Zâhid adındaki Farsça mensur eserini kaleme almıştır. Bu eserde Zâhid’in oğlu olan Rind, babasının yolunu benimsemeyerek onunla manevi bir yolculuğa çıkar; fakat babasının telkinlerini bir türlü beğenmez. Rind, zâhidleri; itibara düşkün, niyetlerinin bozukluğu sebebiyle amellerini batıl eden riya sahipleri olarak görür. Buna mukabil kendisi de ehl-i iman olmakla birlikte, İslam’ın emir ve yasaklarını oldukça yanlış tevil eder. Hatta getirdiği deliller ispatlar ki helal ve haram hususunda Kur’an’ı değil, kendi nefsini esas almakta; nefsine zor gelene farklı batıl anlamlar yüklemektedir. ​Eserde Zâhid’in neredeyse her sözü doğruyken, Rind’in her sözü yanlış ve çelişkilerle doludur. O; Allah’ın affına mazhar olmak iddiasıyla ve aklı bir vesveseden ibaret gördüğü için içki içer. Allah’ın sanatını görmek bahanesiyle güzele bakmayı sevap sayıp harama yönelir ve manen "benim kalbim temiz" der. Oysa Allah’ın affına güvenilerek günah işlenemez (Fâtır, 5); içki, aklı örttüğü için kötülüklerin anasıdır (Hadis, Buhârî) ve güzel bakmak (ibret almak) sevap olsa da harama bakmak günahtır (Nûr, 30). ​Bütün bunlara rağmen Rind; zamanın şairleri tarafından kalbi teskin etme, halka şirin görünme ve şiiri meşrulaştırma gayesiyle savunulmuştur. Günümüzde ise popüler kültür tarafından bilgisizce yüceltilmekte; sözlüklerde, ibadetlerine dikkat eden
Rind ile ZahidFuzuli · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1993411 okunma
Reklam
10/10
·86 syf.··
2026 23. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 23:12
Su ile "Sevgili"yi birleştiren, özleştiren ve nihayetinde özdeşleştiren eşsiz bir şiirle karşı karşıyayız. Klasik edebiyatımızda Peygamber Efendimiz’in genellikle "gül" sembolüyle anılmasına alışık olan bizler için Fuzûlî’nin bu tercihi, onun şairlik dehasını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kitabın başında karşılaştığım, eserin aslında bir naat olduğu gerçeği beni oldukça şaşırttı. Fuzûlî, alışılagelmiş gül benzetmesinin dışına çıkarak Peygamberimizi "su" ile bağdaştırmış; yağmurun rahmet olup dünyayı kuşatması gibi O’nun rahmetini de suyun hayat veren gücüyle anlatmıştır. Bu yaklaşım, sadece edebi bir tercih değil, aynı zamanda muazzam bir zeka ürünüdür. İskender Pala’nın şerhi ise metne bambaşka bir derinlik kazandırmış. Pala; her beyiti tek tek ele alarak altındaki derin manaları mercek altına yatırmış, yer yer siyer bilgisini ve tarihi detayları kullanarak okuru bilgilendirmiştir. Özellikle Fuzûlî’nin tıp ilmine olan vukufiyetinin şiirlere nasıl yansıdığını göstermesi, esere olan hayranlığımı bir kat daha artırdı. Genel olarak dimağımda derin izler bırakan, hem edebi hem de manevi yönü kuvvetli bir eser oldu. Bu etkileyici yolculuğu, Fuzûlî’nin kendi kelamıyla noktalamak en doğrusu olacaktır: "Ey Sevgili! Senin naatını söylemenin uğuruyla Fuzûlî'nin sözleri güher olmuş, her biri birer inciye dönüşmüştür."
1000Kitap
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,333 okunma
Divân-ı Necâtî Beg
Puan vermedi·1000 syf.··
2026 3. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 20:38
Türk edebiyatının "Hüsrev-i Rûm" (Anadolu'nun Hüsrevi) olarak anılan ismi Necâti Bey, 15. yüzyıl Divan edebiyatının en özgün ve kurucu figürlerinden biridir. Onun Divan’ı, şiirimizin yerlileşme ve klasisizm yolundaki en önemli duraklarından biridir. Necâti Bey'i çağdaşlarından ayıran en büyük özellik, dili ustalıkla "Türkî" kılmasıdır. Şiirlerinde atasözü söyleme geleneğini başlatmıştır. Halk dilindeki deyimleri ve atasözlerini aruz veznine başarıyla uydurmuştur. Şiirleri, döneminin yaşayan Türkçesini yansıtan birer dil hazinesi gibidir. Ağdalı ve ağır bir dil yerine, daha sade, içten ve pürüzsüz bir anlatımı tercih etmiştir. Bu üslup özelliği, Divan edebiyatında "Sahl-i Mümteni" (kolay görünen ama benzeri söylenmesi zor olan eser) kategorisine giren şiirler üretmesini sağlamıştır. Necâti Bey, her ne kadar kasideleriyle de bilinse de asıl gücünü gazellerinde gösterir. Aşkı, ayrılığı ve rintçe (dünyayı umursamaz) tavrı işlerken kullandığı imajlar tazedir. Özellikle meşhur "Döne Döne" redifli gazeli, Türk edebiyatının klasikleri arasındadır. Divan'ı tertip ederken klasik düzeni takip etmiştir. Eserde; * Padişahlara (özellikle II. Bayezid) ve devlet büyüklerine sunulmuş kasideler, * Lirik ve teknik açıdan kusursuz gazeller, * Kıtalar ve rubailer yer alır. Necâti Bey, İran şiirinin etkisinden kurtulup milli bir şiir dili oluşturma yolunda Bâkî ve Fuzûlî gibi devlere zemin hazırlamıştır. Eğer o, Türkçe deyimleri ve halk söyleyişlerini saray şiirine bu denli estetik bir şekilde dahil etmeseydi, Divan şiiri çok daha "yabancı" bir karakterde kalabilirdi.
Edebiyat
Necati Bey DivanıOzan Yılmaz · 03 okunma
Kainatın İncisi..
9/10
·86 syf.·
2026 4. kitabı
Su Kasidesi Bende yeri her zaman farklı olacak olan o kitap... İskender Pala ve o güzel eseri.. Yazarın anlatımını daha önce okuduğum birkaç eserinden biliyordum ama bu eser bir başkaydı. O muhabbet o kadar güzel aktarılmış ki,uzun zamandır aklımda olan bu eseri şimdiye kadar neden okumamışım ki dedirtti . Fuzuli tarafından yazılan "Su Kasidesi" Gerçek sevginin sevgilinin ne olduğunu hakiki manada bize anlatan.. Fuzûlî'nin gönlünden taşan aşkın coşkunluğunu anlatan bu güzel eser.. Okumayı düşünenler kesinlikle ertelemesinler. "Muhammedun beşerin lâ kel beşer Bel huve yakutun beyne'l hacer"
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,333 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 14:39
Devrimizin anlayışından artık uzaklaşan bu büyük müslümanlar, şimdi barındıkları hakikat dünyasında elbette birbirlerini tekrar bulmuşlar ve ebedî sohbetlerine dalmışlardır. Bu sohbetten şim- dilik nasipsiz olarak toprağın üstünde sürünen bizler, Akifleri güneşe bakabildiğimiz, güneşteki cevheri görebildiğimiz kadar anlıyoruz. Biz zavallı nasipsizler onu, nihayet büyük bir şair ve san'atkâr olarak tanıyoruz. Edebiyat ve san'at tarihimizde Akifin yeri, derinlikte Yunusların ayak ucunda ise azametle parlaklıkda Fuzûlîlerle Sinanların başucundadır. Akif, yalnız yirminci asrın Müslüman-Türk şairi değil, dokuz yüz yıllık tarihimizin en yük- seklerde duran terennümcüsüdür. O koca bir tarihin türbedârıdır. San'atta fertten Allah'a, ferdî sevdâlardan ilâhî aşka, birlerden Bütünün sevdâsına doğru basamaklanan, bu cüz'îlerden küllîye gidiş dâvasında, Mevlânâlarla Yunusların yürüttükleri kervanın önünde yarışan atletler, taştan yapılmış eserde Koca Sinan ise söz san'atında Fuzûlî ile Akif değil midir? Dinî san'at denen zirve edebiyatının kapısı yirminci asırda Akif in eliyle açıldı. Bu kapıdan girmek kolay değil; çünkü pek yüksek. Ona tırmanmak için büyük ruh kuvveti lâzım. Onu ancak alçaklardan selâmlıyoruz.
Hayata Dair
Mehmet AkifNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2020946 okunma
Reklam
Reklam