"Ben sizi hiç unutmadım!"
nelerimi vermezdim ki! Her şeyimi! Şurada, şu sofada, rüzgâr, açık penceredeki tül perdeleri uçuştururken
işte bütün yaylılar
bir ses, beni sevdiğini söylüyor: o ses her zaman çınladı.
Ölçüp biçtiğinde, tartıya vurduğunda, yüreğini en çok kıran, geçmiş yazların bir daha geri gelmeyeceğiydi. Bu ölüm korkusu! Ölmek istemiyordu. Belki yaz'ı bir daha göremeyecekti. Bir yaz yaşamıştı...
...bir güz.
Babamın ayaklarının dibindeyken bütün dünya altındı. Işık aynı anda her yerden gelirdi, sarı cildinden, parlak gözlerinden, saçlarının bronz ışıltısından. Teni maltız kadar sıcaktı, izin verdiği kadarıyla ona sokulurdum, öğle vaktinde kayalara sokulan bir kertenkele gibi.